
|
Kaynak: Aksiyon Dergisi
Kenan Sofuoğlu, ölen abisi için
dünya şampiyonu oldu
Dünya Süpersport Motosiklet Şampiyonası’nda
sezonun bitmesine 3 yarış kala şampiyonluğunu ilan eden Kenan Sofuoğlu tarihe
geçti. Kenan ve ailesiyle, zirveye uzanan çileli yolculuğun ilginç anekdotlarını
konuştuk. Ona şampiyonluk yolunu açan Almanya ve Katar'daki 'sır dolu'
sürprizler de bu dosyada...
|
|
Havaalanında onlarca gazeteciyi görünce İrfan Bey’in dudaklarından
şu cümleler döküldü: “Oğlum onca zorluğu aşarken neredeydiniz?” Aslında her
şampiyonun hikâyesi aynı değil miydi? Çileli bir süreçten geçip mutlu sona
ulaşmak ve bu uzun yolda kimsenin dikkatini çekememek. Kenan Sofuoğlu’nun da
hikâyesi öyleydi ve babası, çiçeği burnunda dünya şampiyonu oğlunu karşılamaya
geldiğinde böyle sitem ediyordu gazetecilere.
Geçen hafta motor
sporlarında ‘çifte ilk’ yaşandı. İlk kez bir Türk, Dünya Süpersport Motosiklet
Şampiyonası’nda dünya şampiyonu oluyordu. Sakaryalı Kenan Sofuoğlu, sezonun
bitmesine 3 yarış kala dünya şampiyonluğunu ilan etti. Bugüne kadar hiç kimse
sezonun bitmesine 3 yarış kala böyle bir başarıyı yakalayamamıştı. Sofuoğlu,
toplam 14 etaptan oluşan şampiyonanın geride kalan 11 etabında 6 kez birincilik,
2 kez ikincilik, 1 kez de üçüncülük kürsüsüne çıkarken, en yakın rakibine 80
puan fark attı. Hollanda’nın Hannspree Ten Kate Honda takımı adına yarışan
Sofuoğlu, tarihe geçen şampiyonluğunu İngiltere’nin Brands Hatch Pisti’nde ilan
etti. Peki kimdi bu Kenan Sofuoğlu?
BAKTIM, ÇOCUK MOTORU
UÇURUYOR
1983 yılında doğan Kenan’ın hikâyesi babası İrfan Sofuoğlu’nun
1966 yılında Sakarya’da açtığı tamirci dükkanıyla başlar. Kenan, 40 yıldır
motorlarla iç içe olan İrfan Bey’in üç erkek çocuğundan en küçük olanıdır. İrfan
Bey’in motorlarla olan bu ilişkisi haliyle çocuklarına da sirayet eder. En büyük
oğlu Bahattin bir gün babasının huzuruna çıkar. “Bana, ‘yarışlara katılmak
istiyorum’ dedi. Ben de bunu istiyordum zaten. 1996 senesiydi. Sezon ortasında
yarışlara katıldı ve buna rağmen sezonu üçüncü bitirdi.” Sonra ortanca çocuk
Sinan başlar yarışlara katılmaya. Yıl 1998’dir. O da başarılı yarışlar çıkartır.
Ve iki yıl sonra, 2000 senesinde sıra müstakbel dünya şampiyonuna gelir: “Kenan
çok ufaktı. Ona motoru vermiyordum. ‘Oğlum, motoru zapt edemezsin’ diyordum. O
deliriyor motor için. O yıl Sinan kaza yaptı. Ayağı kırıldı. Ayağı kırılınca
Kenan ‘Ağabeyimin motoruyla yarışayım’ dedi. Onu önce bir denemeye aldım.
Otobanın kenarındaki yolda antrenman yapıyoruz, baktım çocuk motoru uçuruyor.
Meğer ağabeyleri daha önce ona motor veriyorlarmış. Sonra birkaç drag yarışı
yaptırdık. Kimle yarışıyorsa geçiyor. Ardından Bursa’da ilk kez resmî bir yarışa
katıldı. Kazandı. Biz o zaman Honda bayisiydik. Onun bu hüneri duyuldu.
Hondacılar bize, ‘Bu çocuğu piste sokalım’ dediler. Ona motor
verdiler.”
Kenan girdiği yarışlarda kendisinden üst kategoridekilerin
derecelerini yapmaya başlar. Onun mevcut şartlardaki başarısı herkesi şaşırttır.
İrfan Bey, Avrupa’daki derecelerle oğlunun derecelerini karşılaştırır. Çok az
fark vardır. Castrol sponsorluğundaki Honda, Kenan’ı Avrupa’da yarıştırma
vaadinde bulunur. Ama iki sene boyunca bu gerçekleşmez. Derken 2001 ekonomik
krizi sonrası aynı yılın kasım ayında Castrol sponsorluktan çekilir. Artık
Sofuoğlu ailesi ortada kalmıştır.
KENAN DAHA GENÇ, O GİTSİN
Bütün
bunlara rağmen İrfan Bey çocuklarından birini Avrupa’ya göndermeyi kafasına
koymuştur. Ama üç başarılı oğlundan hangisini göndereceği konusunda kararsızdır:
“Bahattin, Sinan, Kenan. Kenan çok hırslı. Sinan deli dolu; ama sabırsız.
Bahattin ise aynı zamanda dükkânı idare ediyor. Zor karar benim için. Bahattin o
dönemde bana, ‘Baba, Kenan daha genç; onu gönderelim’ dedi. İstanbul’da Selçuk
Aslan adında bir motor imalatçısı vardı. O bize karavanını verdi. Bütün yol
masraflarımızı da karşıladı. Biz de burada Bahattin’in arabasını ve iki motor
satarak 50 bin Avro civarında bir parayı cebe koyduk. Sonra Avrupa yollarına
düştük.”
İrfan Bey oğlunu ilk 600 cc’de Avrupa şampiyonasına sokmaya
karar verir. Gittikleri ülke Fransa’dır. Meşhur Le Mans şehrinde ilk gördükleri,
rakiplerin mekanik olarak kendilerinden oldukça ileri bir düzeyde olduğudur: “Ne
ben çocuğa ‘Sen buradan derece çıkartamazsın’ diyorum ne de o bana ‘Burada
başaramam’ diyor. İkimiz de birbirimizden düşüncelerimizi saklıyoruz.
Antrenmanlarda Kenan virajda rakiplerini yakalıyor; ama düzde ona fark
atıyorlar. İki motorumuz vardı. Kenan ikisini de parçaladı, onları yakalayacağım
diye. İki motor ağır hasar görünce dedik ki biz bunu başaramayacağız. Türkiye’ye
dönmeye karar verdik.”
TAM DA HER ŞEY BİTECEKKEN…
Sıralama
yarışlarına dahi girmeden, İrfan Bey’in ifadesiyle pılı pırtıyı toplayıp
Türkiye’ye doğru yola koyulurlar. Ama Türkiye’den o kadar ümitli çıkmışlardır
ki, millet ne der düşüncesi de İrfan Sofuoğlu’nun kafasını meşgul ediyordur:
“Tabii beceremediler diyecek herkes. Fransa’yı karayoluyla terk etmek üzere iken
aklıma bizim Bahattin’in çok samimi olduğu Almanya’da yaşayan motorcu arkadaşı
Aytunç Taş’ı aramak geldi. Çünkü yarışa katılmadan önce o bize ‘Bir ihtiyacınız
olursa beni arayın’ demişti.” İrfan Bey Aytunç Taş’a durumu anlatır, Kenan’dan
ümitli olduğunu ve ondan oğlunu Almanya’da bir yarışa sokmasını ister.
Aytunç Taş, kendilerine yardımcı olmak için elinden geleni yapacağını
belirtir. İrfan Bey, Kenan’ı onun yanına bırakır, karavanıyla Türkiye’ye döner.
Birkaç ay sonra Aytunç Bey İrfan Sofuoğlu’nu arar, Kenan’ı Almanya’da 25 senedir
yapılan Yamaha R6 Shell Cup organizasyona sokabileceğini söyler. Bu, 600 cc’lik
bir yarış kategorisidir. 15 bin Avro verilerek bu yarışa dahil olunuyor, bu
parayı verene motor ve koruyucu elbise tahsis ediliyordur: “Aytunç’un
telefonundan sonra Türkiye’den bir minibüs ayarlayarak Almanya’ya gittim. Kenan
ilk iki yarışında üçüncü oldu. Ondan sonraki yarışlarda hep birinciydi. İlk defa
katıldığı organizasyonda birinci olarak tarihe geçti.”
HEDEFİM ANA
TAKIMDA YARIŞMAKTI
Kenan, daha sonra profesyonel olarak Almanya
şampiyonasına çıkmaya karar verir. Lakin sponsorlara ihtiyaç vardır. Türkiye’de
çalmadığı kapı kalmaz; ama bir kuruş dahi bulamaz. Birkaç Alman firmasının
desteğiyle katıldığı şampiyonada Almanya ikincisi olur. Çok iyi bir sezon
geçirir. Kenan’ın amatörlerdeki bu başarısı Yamaha’nın dikkatini çeker. Onu
Avrupa Şampiyonası’nda yarıştırmaya karar verirler. Daha önce 600 cc’lik motor
kullanıyordur. Şimdi ise 1000 cc’lik bir motor kullanacaktır. Pistleri bilmiyor,
rakipleri tanımıyordur. Haliyle ilk etaplarda başarısız olur; ama sezonun
ortasına doğru açılır ve Avrupa üçüncüsü olmayı başarır.
İkinci senesinde
ise Avrupa ikinciliğini yakalar Kenan Sofuoğlu. Yamaha, kendisini tekrar 600
cc’lik kategoride yarıştırmak ister; ancak anlaştıkları iki pilottan dolayı
Kenan’a ‘Seni denemeye tabi tutalım’ önerisi getirirler. Kenan bu teklifi kabul
etmez. Sözü Kenan’a bırakıyoruz: “O sırada Privat dediğimiz takımlardan teklif
vardı. 100 bin Avro’luk bir teklif bile yapılmıştı; ama kabul etmedim. Çünkü
hedefim ana takımda yarışmaktı.” Babası bile Kenan’a ‘Oğlum 100 bin Avro iyi
para’ demesine rağmen Kenan kararından dönmez.
Derken Hollanda’nın
Hannspree Ten Kate Honda takımı Kenan’a bir haber gönderir: “Seni takımımızda
görmek istiyoruz. Hemen Hollanda’ya gel.” 2006 yılının başlarıdır ve Kenan’ı
Katar’daki testlere davet etmektedirler. Ancak bir türlü Avrupa vizesi alamaz
Kenan. Hollanda takımının davetiyesine rağmen Hollanda Konsolosluğu da Kenan’a
vize vermez. Babası anlatıyor: “Federasyonda Hamit Abbasoğlu vardı. O, çareyi
Fransız Konsolosluğu’na gitmekte buldu. Bizzat konsolosa çıkarak durumu anlattı.
Kenan’a 3 aylık turist vizesi verdiler.” Kenan Hollanda’ya gider gitmez ertesi
gün takımla birlikte Katar’a uçar. Vize problemi burada da Kenan’ın başını
ağrıtır: “Katar’a girmek için içerden birinin seni davet etmesi gerekiyor. Yoksa
ülkeye giremiyorsun. Herkes içeri girdi ama ben Türk vatandaşı olduğum için
kaldım.”
VE, KATAR’DA SON ANDA AÇILAN SIR KAPISI
Kenan o
sırada babasını arar. Telefonda ağlamaktadır. Katar polisi de Kenan’ı geri
gönderecektir. Kenan zar zor iki gün havaalanında ara bölgede beklemek için izin
kopartır. İki günlük süre dolar. Artık yapacak bir şey kalmamıştır. Takım
yetkilileri de onu içeri sokacak bir çare üretememişlerdir. “Tam ümidi kesmişken
polislerden bir tanesi benim ülkeye girmeme izin verdi. Hani Samanyolu
Televizyonu’nda sır kapısı programı var ya onun gibi bir şey.” diyor
Kenan.
İçeri girdiğinde mekanikeri karşısındadır. Elinde Kenan’ın bavulu
vardır. “Bana bavulumu getirmişti. ‘Seni içeri alamayacağız’ diyecekti. Beni
karşısında görünce bir hayli şaşırdı”. Kenan’ın vize probleminin hallolması
İrfan Bey’in ifadesiyle Allah’ın bir lütfudur. Çünkü Kenan o gün Katar’dan geri
dönseydi bugün karşımıza dünya şampiyonu olarak çıkamayacaktı. Katar’da yapılan
testlerde Kenan takımın beklentilerinden daha iyi dereceler elde etmeyi başarır
ve takım onu kendi bünyesine katar. 15 gün sonra yine Katar’da Dünya
Şampiyonası’nın ilk ayağı yapılacaktır. İlk ayakta Kenan üçüncü gelir. Dünya
Şampiyonası’nın ilk ayağında ilk kez katılmasına rağmen üçüncü olması büyük
başarıdır.
Oradan Avustralya’ya ikinci yarışa giderler. Kenan motordan
düşer. Üçüncü yarış İspanya’dadır; Kenan yine motordan düşer. Takım yetkilileri
de yavaş yavaş mırıldanmaya başlar. İrfan Bey’in de canı sıkılmaktadır: “Sezonun
yarısına kadar Kenan bozuktu. Sadece Katar’da elde ettiği üçüncülük var. Ama Çek
Cumhuriyetindeki yarışta derece yaptı. Ondan sonra Hollanda’da 1. oldu. Sonra
Almanya’da da bir birincilik patlattı. Sezonu da dünya üçüncüsü olarak
kapattı.”
DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU, EN KOLAYIYDI
Bu sene ise Kenan
hem tecrübelidir hem de rakipleri tarafından dikkat edilmesi gereken bir
motorcudur. Sezon başlar. Kenan 14 etaplık serinin ilk 11 ayağında 6 birincilik,
2 ikincilik, 1 üçüncülük elde ederek sezonun bitmesine 3 etap kala dünya
şampiyonluğunu ilan eder. “Dünya Şampiyonu olmak, bugüne gelene kadar
yaşadıklarımı göz önüne aldığımızda en kolay olanıydı.” diyor
Kenan.
Geçen sene dünya üçüncüsü olduğu halde hiç kimsenin dikkatini
çekmemişti Kenan. En büyük korkusu da dünya şampiyonu olduğu halde ülkesinde
yine kendisiyle hiç kimsenin ilgilenmeyecek olmasıydı. Ama korktuğu gibi olmadı.
Yediden yetmişe hemen herkes onun bu birinciliğini duymuştu. Son bir haftadır
Türkiye’de çıkmadığı medya organı kalmadı. Sanki yıllardır bu güne
hazırlanıyormuş gibi medyanın bu yoğun ilgisi karşısında oldukça rahattı. Tek
derdi kendisine yarışla ilgili soruların değil de özel hayatıyla ilgili
soruların sorulmasıydı: “1999 depreminde bizim ailemiz de enkaz altında
kalmıştı. Bütün gazeteciler bana bu depremi soruyor. Yaşamla ilgili sorular
soruyor. Bu sorulara cevap vermekte zorlanıyorum. Çünkü bana Avrupa’da hep
işimle ilgili sorular soruyorlar.”
BEN DE BAŞBAKAN ERDOĞAN’I KUTLADIM
Ancak Kenan, motor sporlarının gelişmesi için adeta bir elçi gibi gelen
her isteğe cevap vermeye çalışıyor. Yarıştan hemen sonra Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın kendisini arayıp kutlamasını unutamıyor. “O an takım direktörüm
yanıma geldi. ‘Seni Başbakan arıyor’ dedi. Beni başbakanın aradığına
inanamadılar. Tayyip Bey beni kutladı. Ben de AK Parti’nin başarısından dolayı
onu kutladım.”
Kenan’ın babası İrfan Sofuoğlu oğlu ile gurur duyuyor;
annesi Nurhayat Hanım ise trafik kazasında kaybettikleri oğulları Bahattin’in
bugünleri görememesine üzülüyor. “Bahattin, onun başarılı olmasını çok
istiyordu. Onun isteğini yerine getirdi.” diyor Nurhayat Hanım.
Dünya
şampiyonluğunu garantileyen Kenan, son üç yarışta oldukça rahat. Hedefi bir
sezon boyunca 7 yarış kazanılan bu seride rekoru 8’e çıkarmak. Önümüzdeki sezon
için hangi kategoride yarışacağına dair kararını ise henüz vermedi. Ancak
muhtemelen bir ana takıma gidecek ve Süperbike kategorisinde yarışacak. O
MotoGP’nin geleceğini çok parlak görmediğini ifade ediyor: “Orada 4 büyük
takımdan birinde değilsen kazanma şansın yok. Ben böyle bir şeyi kabullenemem.”
İstanbul Park Pisti'nin işletmesini alan Bernie Ecclestone’un kendisini
MotoGP’de yarıştırmak istediğini söyleyen başarılı sporcu, “Ama ben bunu politik
buldum. Önce Superbike kategorisinde yarışmak istiyorum. Superbike’ın geleceği
çok parlak. Valentino Rossi bıraktıktan sona MotoGP’nin popülaritesi nasıl olur,
bilmiyorum? 2009 yılı için Superbike’ın en büyük takımından resmî teklif var.
Bir yıl daha bu kategoride kalıp yine şampiyon olabilir ve daha sonra bu önemli
takımla Superbike’ta yarışabilirim. Şimdi son üç yarışı ve 2008 yılı için
kararımı düşüneceğim”.
KENAN: 300 EURO BİLE ALAMADIM
“Bu
çok külfetli bir iş. Bir atlet istediği yerde antrenman yapabilir. Ama ben
nerede antrenman yapacağım? Bir antrenmanın maliyeti 50 bin Avro civarında. Bu
sporda sponsorsuz ayakta durmak zor. Bazı firmalar ‘sana sponsor oluruz; ama 300
bin Avro ver’ diyor. Bırakın 300 bin Avro’yu Türkiye’den daha 300 Avro alamadım.
Çok çileler çektim. Maddi güç yok, sahip çıkan yok. Bir tek ailem. O çilelerin
sonunda Allah Teala da bana bu kapıları açtı.”
SOFUOĞLU, HIZINI
FATİH'TEN ALIYOR!
2007 Dünya Supersport Motosiklet Şampiyonası’nda
şampiyon olarak büyük bir başarıya imza atan 24 yaşındaki Kenan Sofuoğlu, kask
sponsoru Shoei’nin, 2 yıldan bu yana kendisi için hazırladığı özel kaskı
takıyor. Kaskta ay-yıldız, Osmanlı arması ve Fatih Sultan Mehmet’in resmiyle
birlikte Kenan Sofuoğlu yazısı bulunuyor. Sofuoğlu, çok sevdiği ve örnek aldığı
için Fatih Sultan Mehmet’in resminin kaska konulmasını özellikle istediğini
belirtiyor.
KENAN'IN TAKIMI TEN KATE
Dünya şampiyonumuz
Kenan Sofuoğlu iki yıldır Avrupa’nın en önemli takımlarından Ten Kate adına
yarışıyor. Ten Kate, yıllık 10 milyon Avro’luk bütçeye sahip. Kurucusu Gerrit
Ten Kate’in yeğeni Ronald Ten Kate yönetimindeki takımda dört sürücünün dışında
28 kişilik bir idari ve teknik kadro var. Takım, Avrupa’daki seyahatlerine tam
donanımlı üç TIR’la çıkıyor.
Kenan Sofuoğlu:
Doğum Tarihi:
25.08.1983
Doğum Yeri: Adapazarı
Boyu: 1,74 cm
Kilosu: 68 kg.
Medeni
hali: Bekar
Hobileri: Futbol, sinema, müzik
Favori yiyeceği: Balık, şiş
kebap
Favori pistleri: Oschersleben, Nurburgring
Motor: HONDA
Cuma, 14 Eylül 2007 - Okunma sayısı: 5683 |