Sakaryamiz.NET
Zaman Zaman
Sakaryamiz.NET Forumları
Ocak 09, 2009, 07:49:10 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Yok..
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zaman Zaman  (Okunma Sayısı 122 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Burak Bıyıkoğlu
Genel Mod
*****
Offline Offline

Üyenin Yaşı: 26
Şehir: Sakarya / TR
Takım: Sakaryaspor
Mesaj Sayısı: 1176


Sevgimizin adı "SAKARYA"


« : Şubat 05, 2008, 23:05:48 »

Zaman zaman
 
 
 
Size de olmuyor mu? Hani zaman zaman? Belki tam da bugünlerde? İçinizden gazete okumamak, televizyona bakmamak, radyo dinlememek geçmiyor mu? Hiç olmazsa bir müddet? Bir an, bir gün, bir ay...
Takip etmemek gündemi. Bilmeyi istememek. "O ne demiş, bu ne yapmış, ne olmuş?" diye meraklanmamak. Karamsarlıktan değil, bıkkınlıktan belki bir nebze. Olmuyor mu sahi bıktığınız, bunaldığınız, yorulduğunuz süregiden tartışmalardan? Habire bir gerilim, bir heyecan, bir hezeyan. Şüphesiz ki renkli ve çok sesli bir ülkede yaşıyoruz. Birbirini tekrar etmiyor günler. Monotonluk yok bu toprakların mayasında. Şüphesiz ki yüklü bir tarihsel birikim, katmanlı ve zengin bir kültür, değişimlere açık bir dinamizm... Üstelik zor bir coğrafyada tek örnek demokrasi. Nice çelişkisiyle. Elbette konuşulacak, tartışılacak nice mesele. Ama gene de içinizden bir an için de olsa geçtiği olmuyor mu? Sahi biz milletçe niye bu kadar kırgın ve kızgın tartışıyoruz birbirimizle?

Hayatın hep önceden belirlenmiş bir rutini tekrarlamaktan ibaret kaldığı, herkesin herkesi tanıdığı, en büyük heyecan kaynağının okul müsamereleri olduğu sessiz, sakin ve steril mi steril Amerikan kasabaları vardır. Ya da standartların oturmuş, kuralların netleşmiş olduğu, ailelerin ve evlerin birbirinin tamamen kopyası gibi durduğu, her yeni gelen kuşağın bu ritme uyup büyüdüğü, düzenli ve yalıtılmış Avrupa banliyöleri... Böyle bir Batı kasabasında yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğiniz olmuyor mu? Hani biz ki Türkiye'de daima çalkantılar, çelişkiler, iniş çıkışlarla yaşamaya alışmışız. Bir hafta, bir aylığına yer değiştirsek sakin-Batı-kasabası insanlarıyla, onlar mı daha çok zorlanır bu ritme ayak uydurmakta yoksa bizler mi daha çok zorlanırız steril ve sakin hayatlarda?

Yoruluyoruz. Kendi kendimizi yoruyoruz. Bir türban tartışmasıdır gidiyor şimdi. Çetin, kutuplaşmacı, kırıcı sözler telaffuz ediliyor ortada, siyaset ve medya meydanlarında. Kırılan daha çok kırıyor. Bir Öteki kaygısıdır gidiyor. Çünkü biz o hale getiriyoruz. Hep beraber. El birliğiyle. Nasıl hırpalıyoruz kendimizi, birbirimizi milletçe, memleketçe. Birbirimizden Ötekiler yaratıyoruz. Anlamadan dışlıyor, görmeden iteliyoruz. Habire ama habire farklılıklarımıza yoğunlaşıyoruz, zerre kadar ortak noktamız yokmuş gibi davranarak. Birbirimizi "bizden olanlar" ve "bizden olmayanlar" diye ikiye ayırıyoruz. Arada kalanlara ya da herhangi bir kutuba ait olmayı reddedenlere dinmeyen bir şüpheyle yaklaşıyoruz. Arafta kalanları anlayamıyor, araf hallerini de öteliyoruz.

Ne kadar kolay yaftalıyoruz birbirimizi. "Filancacılar" ve "falancacılar" diye ayıra ayıra. Zanlar, genellemeler, önyargılar ve yaftalarla yaşıyoruz. Sokaktaki adam da yapıyor bunu, entelektüeli yazarı gazetecisi siyasetçisi de. Hepimize sirayet etmiş adeta. Bilmeden konuşmakta, tanımadan damgalamakta, anlamadan anlatmakta beis görmüyoruz mesela. Kendi bakış açımızı sorgulamaya o kadar da alışkın olmadığımız için. İğneyi de çuvaldızı da hep ama hep başkalarına batıra batıra. Düşünmeden yargılamayı, kulaktan dolma bilgilerle şahıslara yahut temalara dair kanaatler geliştirmeyi nasıl da kolaycacık yapıyoruz? Tek bir kitabını dahi okumasak da bir yazar hakkında yorumlarda bulunabiliyor, tek bir filmini görmesek de bir yönetmene not verebiliyor ya da bir konudaki bilgi ve hoşgörü eksikliğimizi görmezden geliyorsak nasıl ki, gündemdeki meseleler hakkında da yargı cümleleriyle konuşabiliyoruz. İki ayrı Türkiye varmış gibi davranıyoruz.

Halbuki değişime ve dinamizme bu kadar açık bir ritmle bizler başka, bambaşka şeyler konuşabiliriz. Başka türlü olabilir sohbetlerimiz, başka bir enerji. Bu kadar germeden, gerilmeden, ötelemeden... Felsefede, sanatta, mimaride, edebiyatta... Dünya neler tartışıyor biz nelerle kendimizi ve vaktimizi ve sevgilerimizi hırpalıyoruz diye hayıflandığınız olmuyor mu? Size de olmuyor mu? Zaman zaman içinizden gazete okumamak, televizyona bakmamak, radyo dinlememek geçmiyor mu? Olmuyor mu bıktığınız, bunaldığınız süregiden tartışmalardan? Habire bir gerilim, bir heyecan, bir hezeyan.

Elif Şafak, Zaman

 
05 Şubat 2008  Salı
Logged

"Direnişin ve Dirilişin Telaffuzu SAKARYA"
Sponsor Linkler
Reklam
*****
Offline Offline

Hayali Üye


View Profile
Ynt: Zaman Zaman
« Posted on: Ocak 09, 2009, 07:49:10 »

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
© 2005 - 2009 Sakaryamiz.NET
Colors & Graphics designed by enderden