Hey gidi günler hey diye başlayalım.

Zamanında oynadığımız bir oyun (!) aklıma geldi de yazayım, paylaşayım dedim. Vakti zamanında elektrik boruları ile kâğıttan yaptığımız ince külahları üfleyerek savaş yaptığımız aklıma geldi de. Şimdi hatırlıyorum da, oldukça tehlikeli olan bu oyunda (!) birilerinin hayatını bile karartabilirmişiz diye düşünüyorum. Belki bizden sonraki nesiller, bizden daha genç olanlar da oynamışlardır ama ben bilmiyorum.
Boruları ya inşaatlardan bularak ya da elektrikçi dükkânlarından satın alarak tedarik ederdik. Yumuşak olan borular tabii ki işimizi istediğimiz şekilde görmezdi. Sert olan plastik borular en idealiydi. Ah bir de kâğıt sorunu olmasaydı ne güzel olacaktı. Gazete kâğıdından yapılanı hiçbir şeye benzemezdi. Bir kereden fazla da kullanılmazdı. Defter ve Dergi gibi kuşe kâğıtlardan yapılanı daha makbule geçerdi. Abimin belki de itina ile hatıra diye sakladığı okul defterlerini çok kullanmışımdır. Defteri ortadan "cart" diye böldükten sonra, sayfaları dikine bir daha ortadan keser külah yapardık. O külahları yapmak da bir sanattı. En hızlı ve uzağa gidebilen ince ve uzun külahları yapmak herkesin başarabildiği bir şey değildi. Külahı istediğimiz şekline getirdikten sonra sivri olan kısmını dilimizle tükürüklemek suretiyle yapıştırır, açılmasın diye de belli bir teknik ile ısırırdık. Sanki tükürüğümüzde zamk varmışcasına gerçekten de açılmazdı.
Ucuna iğne veya çivi takarak, tahtaya çizdiğimiz hedefleri de oniki'den vurmaya çalışırdık. Uzun olan borular tabii ki çok daha iyiydi. Boru uzadıkça, külahı da o kadar daha uzağa atabilirdik. Bunlara kısaca uzun menzilli ve kısa menzilli borular diyebiliriz. Tabii askerin makinalısı olurdu da bizim ne eksiğimiz vardı? Kabul ediyorum, makinalısını yapmaya ne tekniğimiz yeterliydi ne de malzememiz. Ama kibrit kutularını aralık oluşturmak suretiyle, çift namlulu silah yapabiliyorduk. Hatta "Şarjör" misali hazırladığımız külahlıklarımız, zaten sınırsız olan "çocuk fantezimizin" süper ürünleriydi. Yoksa, aynı borunun on santimlik bir bölümünü üste yapıştırarak, dürbünlü silah yapmak aklımıza gelir miydi? Kuş avlamak gibi, olmaması gereken bir düşünce içinde bulunduğumuzu da hatırlıyorum. Kediler, sadist olanlarımızdan (kısmen ben de dahilim) çok çekmişlerdir.
Annemin kızmadığı ve oynamamı yasaklamadığı tehlikeli oyunlardan biridir. Anacığım hakkını helâl etsin, iyi ki de izin vermiş, iyi ki de kızmamış. Gelişim ve vücut sağlığı açısından, şimdiki bilgisayar oyunlarından çok daha faydalıydı.
Ahh ah.. Nerede o günler?