Kazım Arslan
Admin
   
OfflineÜyenin Yaşı:
38
Şehir: Baden / CH
Takım: Sakaryaspor
Mesaj Sayısı: 3195
Farklı Düşünüyorum..
|
 |
« : Nisan 28, 2006, 11:16:48 » |
|
27.04.2006
Sakaryasporlular Derneği’nden Kamuoyuna Duyurulur;
Selahattin Aydın ile başlayan Süper Lig'e yükselme macerası Hikmet Sevim'in göreve gelmesiyle yerini, zar zor kurtarılan maçlara bırakmış, taraftar ve kulüp arasında yılların verdiği soğukluk doruk noktaya çıkmış, bir şehir takımı hüvviyetinden uzak oynanılan karşılaşmalarda yeşil-siyah yerine beyaz formalarımızla yer bulur olmuştuk.
Federasyona, Haluk Ulusoy’un gelmesiyle ile birlikte, Selahattin Aydın egemenliği yerini, kalp krizi geçirecek sevgiyle dolu şu anki başkanımız Sayın Ömer Yazıcı'ya bırakmış, taraftarla köprüler kurmak isteyen bir yönetim ortaya çıkmıştı.
İlk devre sonu istenilen mevkiye gelememiş bir takım, o takımı her maç içeride dışarıda destekleyen Tatanga gücü ve analizleriyle takıma yol gösterme çabasında olan bir yerel basın camia denen olguyu temsil ediyor, fakat yine de bir şeylerin eksik olduğu hissi gün ve gün hissediliyordu. İçlerinde Selahattin Aydın yönetiminden kişilerin de bulunduğu yeni yönetim, Çaykur Rizespor teknik direktörlüğünden tanıdığımız Metin Yıldız'ı göreve getiriyor, transferler yapıyor ve o bahsi geçen camia olgusunu birlik içinde tutmaya çalışıyordu. Sayın Metin Yıldız’ın göreve gelmesiyle birlikte, özellikle yerel basın, Metin Yıldız'ın bir türlü oturtamadığı sistemi üzerine eleştirilerini ayyuka çıkarıyor, taraftar adına aslında varolmayan konuşmalar, sütunlar yazıyordu. Bu aslında Sayın Metin Yıldız’ın sürekli olarak bahsettiği disiplinsizliğe de bir örnekti. Rüstemler Tesisleri’ndeki düzensizlikten, yerel basına Sakaryaspor adı etrafındaki ciddiyetsizlikten yakınmaktaydı Sayın Yıldız.
Taraftar, yerel basına nazaran biraz daha temkinli yaklaşıyordu Metin Yıldız ismine. Taraftarlığın verdiği takımın zarar görmemesi için dilden olma, sözden kesilme duygusunu benimsemiş ses çıkarmaz olmuştu her hafta değişen 11'e, sisteme ya da değişken futbolcu yer değişikliklerine. Daha doğrusu takımın başındaki kişinin ne yapıyorsa doğru yaptığına inanan bir düzlemdeydi taraftarın tavrı. Birçok toplantıda Yazıcı başkanlığındaki yönetim maddi yönden futbolcuların sıkıntısı olmadığını dile getiriyor, basın illa ki bir şeyler olduğu iddiası üstünde duruyor ve taraftar yine sukût altındır diyerek duruşunu bozmuyordu.
Tatangalar da boş durmuyor, resmi yapılanmaya olanca hızıyla devam ediyordu. Adına Sakaryasporlular Derneği dedikleri içlerinde nitelikli kişilerin bulunduğu bir Tatanga kolu oluşturuyor ve camianın camia olabilme kriterlerine belki de adını ileride çok daha fazla duyuracağı bir yapılanma hazırlayıp, projelendirip, hayata geçiriyordu. Derken Tatangalar Sakaryaspor Tarihi'nde adını en üst noktada temsil edecek resmi yapısı olan Sakaryasporlular Derneği oluşumunu resmi olarak hayata geçiriyor ve camiadaki durağanlığa resmi bir muhatap olarak kendini belli edip son veriyordu.
İkinci yarıya Sakaryaspor hızlı başlamış, taraftar-yönetim-takım birleşmesi puanlar alan Sakaryaspor'a yansımış görünüyordu. Tek hedef Süper Lig değildi elbette. Hedeflerden biriydi Süper Lig. Taraftarın baskısı "büyük düşünmek" ile ilgiliydi. Hem yönetime, hem takıma, hem hocaya, hem de yerel basınına karşı. Basın ve yönetimin de içlerinde bulunduğu bir kahvaltılı toplantıda Sakaryasporlular Derneği (Tatangalar) temsilcileri "büyük düşünmek"ten bahis açıyor, Sakaryaspor'un bilet kalitesinden, tesisleşmeye, oradan altyapı durumuna ve yıldız yetiştirememesine, stat boyasından, vizyonuna eleştiriler, istekler getiriyor "büyük düşünmek" kavramına hem yerel basını, hem yönetimi davet ediyor ve artık bundan sonra Sakaryaspor adı yanında Sakaryasporlular Derneği ve "büyük düşünmek" kavramlarının da olacağının altını çiziyordu. Bahsi geçen bu toplantı sonrası basın kendine pay çıkarmış, yönetim kendine pay çıkarmış, Rüstemler'de çamur saha içinde idman yapan futbolcular durumdan haberdar hırslı hazırlanışlarıyla göz dolduruyorlardı.
Bir idman ziyareti sırasında bu taraftar Metin Yıldız'ın basına eleştirisine tanık olup, "Hocam siz takıma konsantre olun gerisi gelecektir" sözleriyle Metin Yıldız'a destek çıkıyor, Yıldız dinlemiyor, basının eleştirilerini monolog olarak kabul etmeyip, kaale alarak diyalog haline getirmeyi kendine üslup ediniyordu. Nitekim Sakaryaspor’un devre bitimine 3 maç kala Lig A’yı ikinci olarak bitirmesi çok uç bir ihtimal olarak gözüküyor, yerel basın oynatılan ve her hafta değiştirilen sistemden demler vuruyor, eleştiri oklarını Metin Yıldız’a doğru yolluyordu.
İstanbul tecrübesi olan, işini öven, tecrübesiyle kendisine güvendiğini her an belirten bir teknik adamın, bizlere göre, ağzında sakızıyla demeç vermesi, basın toplantılarında meydanlar okuması ve nihayet dün itibariyle basın toplantısından gazetecileri kovması yanlış ve Sakaryaspor’a yakışmayan seviyede davranışlardır. Aynı açıdan bakacak olursak yerel basınımızın da teknik ekibe karşı her ne olursa olsun buncasına olumsuz tavır sergilemesi önceki toplantılarda da belirttiğimiz üzere Sakaryaspor adına yakışmayan bir davranıştır.
Belki de dünkü basın toplantısının televizyonda şahit olduğumuz çirkin boyuta gelmesinin yegane sebeplerinden biri de sadece takımına konsantre olması gereken bir profesyonelin amatörce davranması, profesyonelce davranması gereken bir basının amatörce kişisel çatışmalara girmesidir. Çünkü bizce en sağlıklı olanı, Sakaryaspor teknik direktörlüğü makamında oturan kişinin ne olursa olsun olgun bir tavır sergilemesi, her daim tevazü göstermesi gerektiği ve yerel basının da altını çizmek gerekirse ne olursa olsun Sakaryaspor adı bünyesinde önemli mevkideki bir ismi zedelememesi gerekliliğidir.
Elbette ki her hafta farklı 11 yapılmasının, her hafta değişik ön liberolu sistemle takımın sahaya sürülmesinin, eze eze rakipleri yenememizin ve dolayısıyla Süper Lig vizesini 2. olarak alamamızın sebeplerini teknik direktörümüzden daha iyi kimse bilemez. Lakin unutulmamalı ki Sakarya bir futbol kentidir. Futbol kültürüne sahip olan bu kentte tribünde yerlerini alanların yapılan istatistiklere göre % 80’inin futbol geçmişi vardır. Kaldı ki “hocaların hocası” lakaplı Ekrem Karaberber’in yetiştiği memleket Sakarya’dır. Dolayısıyla buncasına futbol ile iç içe olan bir şehirde, kendini bir şehirden üstün görmek, o şehrin insanlarına kibirli davranmak, başarısızlığın nedenlerini kendi hariç diğer mecralarda aramak, amatör maaşla çalıştığını nice amatör maaşla çalışan büyük futbol bilginlerinin olduğunu unutarak deklare etmek pek doğru değildir.
Maç sonrası, yerel basınımızda kavgadan gürültüden pek yer almasa da, takımımız oyuncularını kamuoyunca bilindiği üzere Tatangalar olarak bağrımıza basmış, üstlerindeki yeşil-siyah çubuklu formanın taraftar için ne anlam ifade ettiğini, onlardan şampiyonluk sözünün alınmasıyla göstermişizdir. Doğrusunu söylemek gerekirse; futbolcularımızın sezon boyunca göstermiş oldukları üstün mücadele ve galip gelme çabası son maçımız olan İstanbul Bş. Bld. maçında doruk noktasına ulaşmıştır. Bizler Tatangalar olarak onlarla gurur duyuyor ve bundan sonraki karşılaşmalarda, İstanbul Bld. maçı sonunda verdikleri sözü yerine getirmek için çok daha fazla mücadele edeceklerine, dolayısıyla Sakaryaspor Tarihi’nin bir sonraki sayfasında her birinin başrol olacağına inanıyoruz. Çünkü futbolcuların yüzündeki inanç, gözlerindeki yaş bizlere ışık olmuş, umutlarımızı arttırmış, inancımızı tazelemiştir. Bu takım, bu halk, bu kent ve bu kentin insanları hep beraber bu renkleri en yukarılara taşıma gayretinde bulunmalıdır. Bu gayret de bulunurken de yerel basın sözlerini seçerek kullanmalı, teknik direktör o makamın olgunluğuna, ağırlığına göre davranmalı ve taraftar da takımının yanında adamlığını bozmadan durmalıdır. Çünkü Sakarya iyiyi, güzeli ve doğruyu, geçmişiyle, Türk Futbolu’nun yapıtaşı olmasıyla fazlasıyla hak etmektedir.
Hülasa bu sayılan sebepler yüzünden ve şu an itibariyle play-off maçlarında taraftarıyla birlikte yerini alacak olan bir takımın teknik direktörü hüvviyetindeki Sayın Metin Yıldız’ın kanımızca önünde iki seçeneği bulunmaktadır. Bu seçeneklerden birincisi; dün gerçekleşen basın toplantısı mı, meydan muhaberesi mi belli olmayan saatlerin, kötü izlerini geride bırakıp, Sakaryaspor camiasının “büyük düşünme” olgusunda profesyonelce davranarak yerini almaktır ya da şehri bütün şehitleriyle, kayıplarıyla ve bu kayıplara olan borcuyla baş başa bırakarak gitmektir –ki Sayın Metin Yıldız’ın prensiplerinde “başaramadan terk etmek” kavramının yer almadığına inancımız tamdır.
Bizler Tatangalar olarak istifa seçeneğinin şu aşamada takımımız yararına olacağını düşünmüyor ve bu ihtimali aklımıza bile getirmek istemiyoruz. İşte bu yüzden Sakarya kamuoyundan, basınına, halkından, yönetimine, teknik kadrosuna ve futbolcularına kadar kenetlenmenin, birlik ve beraberlik içinde olmanın gerekliliğini şanlı Sakaryaspor etrafındaki tüm insanlara naçizane hatırlatıyoruz. Çünkü bu şehir deprem yaşamış, bu renkler kaza geçirmiş, şehitler vermiştir. Bu şehitlerin anısına, bu renklerin hatırına, herkesin bu saatten sonra olgunca davranacağından eminiz. Kahvaltılı toplantıdan sonra, birlik-beraberlik-kenetlenme ve büyük düşünme eksenli ikinci çağrımıza bu saatten sonra kulak vermeyerek düşmanlığı, kini, laf ebeliğini kendilerine yakıştıranlar olursa, onları Sakaryasporluluk kavramından uzak kabul edeceğimizi kamuoyuna saygılarımızla duyuruyor, bu vesileyle takımımızın adını önümüzdeki haftalarda Sakaryaspor Tarihi’ne altın harflerle yazdıracağından emin olduğumuz değerli futbolcularımız ve teknik kadromuza başarılar diliyor, Sakaryaspor Yönetimi’ne saygılarımızı sunuyor, yerel basınımızın kıymetli kalemlerine sevgilerimizi sunuyoruz.
Yeşil’e ve Siyah’a Olan Aşkımızla,
Sakaryasporlular Derneği (TATANGALAR)
Adnan Menderes Cd. Ünver İşhanı Kat:2 No: 12 Tel: +90 264 281 86 65 Faks: +90 264 281 86 66
|