Kategorize Olmaya Mecbur muyuz?..
Bir dizi kategorize edilmişliklerle yaşadığımızın farkındasınız değil mi?… Belli bir alanı benimsemişseniz; diğerlerine soğuk durmanız elzemmiş gibi takdim edilir ve nedendir bilinmez, fazilet olarak özendirilir.
Sevgilerimiz, İlgilerimiz hatta Okuduklarımız kategorize edilmişliğimizin aynası. Örnek mi? Rock-N-Roll seviyorsanız; Elvis idolünüzse; Dede Efendi’ye, Münir Nurettin’e, Neşet Ertaş’a ilgi duymanız ayıptır!... Gitar çalıyorsanız, Ney üfleyemezsiniz…
devamı...
Nazım okuyorsanız Necip Fazıl’ı beğenmemelisiniz. Aruzla yazan Yahya Kemal’den beyitler naklediyorsanız, serbest ölçülerde yazan Orhan Veli ile ne işiniz olur? M.Akif hayranı iseniz; Tevfik Fikret’e tavır almalısınız. Menderes’i takdir ediyorsanız, İnönü’yü kınamalısınız.
Dinin Zâhirine eğilmişseniz, Bâtını hesaba katamazsınız. Bâtına dalmış, özde manalar aramaya girişmişseniz, Şekli-Zâhiri hafife almanız sanki zorunludur!.. Daimi Namazdan bahsediyorsanız; Namazın Şartlarına, İlmihal Bilgilerine uzak durmalısınız. Onlar Avamın meşguliyetleridir, Havaslığa talipken İlmihale yönelmek, Allah korusun mertebenizi düşürür(...)
Hakikat Büyüklerini benimsemişseniz, Şeriat Büyükleri ile işiniz olmamalı… Ümmî Sinan’ı sevmişseniz, devrin Şeyhülislamı; tasavvufi bazı halleri eleştiren fetvalarıyla ünlü Ebussuud Efendiye sırt çevirmelisiniz!..
Örnekleri çoğaltmak mümkün. “Hepsini birlikte sevsem, okusam, yaşasam olmaz mı?” diyebilirsiniz. Olur,Tasavvuf Lisanında onlara
Marifet Ehli derler.
Dostum olur da, bedeli ağırdır:
Yalnız Kalmak!... Âmiyâne tabirle ne İsa’ya, ne de Musa’ya yaranamayan, iki tarafın da pek tutmadığı karakterlerdir onlar. Marifete adananlara
Muhammedi de derler!.. İki deniz arasında görünmeyen perde, iki yoğun baskı odağı ortasında hayâtî tampondur onlar!..
Her iki tarafın da ilgisizliğine ve derin bir yalnızlığa dayanabilecekseniz Marifet Yolculuğunuz mübarek olsun!..
Mehmet Dogramaci
25 Şubat 2006
m_dogramaci@yahoo.com