Sakaryamiz.NET
Aynalıkavak Yazıları 2 / Fahri Tuna
Sakaryamiz.NET Forumları
Aralık 05, 2008, 09:52:55 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Yok..
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Aynalıkavak Yazıları 2 / Fahri Tuna  (Okunma Sayısı 13 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kazım Arslan
Admin
*****
Offline Offline

Üyenin Yaşı: 38
Şehir: Baden / CH
Takım: Sakaryaspor
Mesaj Sayısı: 3021


Farklı Düşünüyorum..


WWW
« : Kasım 09, 2008, 10:20:46 »

Aynalıkavak Yazıları / Fahri Tuna

1922 Adapazarı doğumlu avukat Salih Sipahier’le
“eski Adapazarı”nı konuştuk:


“- Çocukluğumda Yediğim Tahanlı Pide ve Göbeleklerin tadı hâlâ damağımdadır!”

Salih bey, sizi tanıyabilir miyiz?
1922 Adapazarı doğumluyum(1). Babam serbest tüccar ve Adapazarı dışında da müteahhitti. Adı Mustafa Sipahier. 1926’da Çanakkale-Ezine ilçesi müteahhitliğini yapmıştı mesela. 1928’de Ayvalık Belediyesi’ne ait yeni kurulmuş elektrik işletmesini on yıl süreyle işletme müteahhitliğini aldığından 1930’da ailece Ayvalık’a yerleştik. Ben ilkokula Ayvalık’ta başladım. İlk ve ortaokulu Ayvalık’ta bitirdim. Liseyi yatılı olarak Haydarpaşa Lisesi’nde bitirdim. Sene 1941.

Niye Haydarpaşa Lisesi?
O zamanlar Türkiye’nin bir çok vilayetinde lise yoktu.  Bu gibi yerlerde okuyanlar, lise tahsili için, civarda en yakın lise olan yerlere gitmek mecburiyetinde kalırlardı. Haydarpaşa Lisesi, gündüzlü ve yatılı olmak üzere, 1934 yılında kurulmuş bir lisedir. Liseye müdür olarak atanan Saffet Şavlı, Lozan Müzakerelerinde İsmet Paşa’nın maiyetinde mütercim olarak çalıştığından, onun verdiği imkânlarla çok güzel ve kaliteli öğretim kadrosu kurmuş.
Rahmetli pederimin tanıdığı Kabataş Lisesi muavinlerinden Ferit bey, Anadolu’dan lise için gelenlerin tercih ettiği Haydarpaşa Lisesi’ni babama tavsiye etmiş. Bizim de şahit olduğumuz bozulmamış Anadolu terbiyesi, ahlâkı vardı o okulda.

Haydarpaşa Lisesi’nde, sınıf ve ya alt-üst sınıflarda popüler öğrenci arkadaşlarınız, ünlü hocalarınız filan çıktı mı?
 Bizim Lisenin orta kısmında Osman Bölükbaşı matematik öğretmenliği yapıyordu. Felsefe hocamız Cemil Sena Ongun’du. Fizik hocamız “demokrat” tabiriyle meşhur Sabri beydi. Haydarpaşa Lisesi, II. Abdülhamit tarafından Tıbbiye-yi Şahane olarak yaptırılmış olan Numune Hastanesinin karşısındaki binaydı. Biz orada okuduk.

Sonra İstanbul Hukuk Fakültesine mi girdiniz?
1944-45 devresinde İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Bizim üniversite öğrenciliğimiz II. Dünya Savaşı yılarlıydı. Nazi Almanya’sından dışlanan Yahudi asıllı tıp, hukuk ve iktisat dalarlında şöhret yapmış profesörler Türkiye’ye davet edildiler. Bizim hukuk fakültesinde beynelmilel mukayeseli medeni hukuk dersi okutan profesör Shwarzt aynı zamanda Roma hukukunu da okutuyordu. İktisat ve ticaret hukuku profesör Hirhs, devletler hukuku profesör Şarl Croza, idare hukuku sıdık Sami Anar, idari kaza hukuku Ragıp Sarıca, ceza hukuku Tahir Taner ve Sulhi Dönmezer, hukuk usulü ve icra-iflas hukuku Cemal bey, esas teşkilat (anayasa) hukuku Profesör Ali Fuat Başgil – Doç.Dr. Mehmet ali Aybar, hukuk felsefesini Prof.Dr. Von Asther okutuyordu. Fakültemizin dekanı Ali Fuat Başgil’di. Bir noktaya işaret etmek isterim: Rahmetli Saffet Şavlı hocanın Haydarpaşa Lisesinde kurduğu öğretim görevlisi kadro, bugünkü ölçülerime göre her biri kürsü başkanı olabilecek ehliyette kişilerdi. Ben bu hocalardan kalıpların dışında düşünme özgürlüğünü öğrendim.

Sınıf arkadaşlarınızın arasından tanınmış ilim ev siyaset adamları çıktı mı acaba?
Evet; başta Turan Feyzioğlu; ki fakültenin üçüncü sınıfındayken Gayten Püru’nun kitabını Türkçeye tercüme etti. Kayseriliydi ve süper zeki ve çalışkan bir öğrenciydi. Hukuk profesörü oldu, 1960’larda CHP’den ayrılarak Cumhuriyetçi Güven Partisini kurdu. 1970’lerde Demirel Hükümetlerinde Başbakan Yardımcılığı yaptı. Biz 44 kişilik gruplar halinde derse girerdik; ben grup başıydım, benden iki kişi turan Feyzioğlu, üçüncü kişi sonra da Turan Güneş gelirdi. Turan Güneş talebe birliği odasında ney üflerdi o zaman. Her ikisiyle çok samimiydik. Turan Güneş sonra anayasa profesörü oldu. Turan Güneş çok natürel bir arkadaşımızdı; olduğu gibi görünen veya göründüğü gibi olan kişiydi.1957 seçimleri öncesinde DP’den ayrılarak kurduğu Hürriyet Partisi’nde beraber çalıştık. 1973-74 yıllarında I.Ecevit hükümetinde yani Kıbrıs çıkartması sırasında dışişleri bakanıydı. Yıldız bir politikacıydı.

Anavatanınız Adapazarı’na dönüşünüz ne zaman ve nasıl oldu?
1945’ten 1949’a kadar rahmetli pederin sağlık durumu bozulduğu için Ayvalık’ta kaldım. 1949’da anneannemin vefatı üzerine Adapazarı’na geldik; babamın isteği ile avukat stajına başladım. 1949 sonunda merhum Fuat Som’un yanında staja başladım. 1950’de avukatlık ruhsatnamesini aldım. Konak caddesindeki üç katlı evimizin önünde bulunan ahşap dükkanlardan bir tanesine büro olarak tanzim ettim; avukatlığa başladım.

O günlerin popüler avukatları kimlerdi Adapazarı’nda?
Ahmet Kulen vardı, Ali Necdet Güven’in babası İzzet Güven vardı, Yusuf Ziya Kösemen vardı Kadıyul Kudat mezunu, Ragıp Kut vardı, Fuat Som vardı, yaşlılardan Mustafa Sadık bey vardı Melami tarikatı mensubuydu, Şemsi Hoca vardı yine eskilerden. benden bir iki sene evvel  Adapazarı’na gelmiş olan Mustafa Tığlı ve Şeref Davran vardı. Tığlı Ispartalıydı ve matbaacı Necip Güllü’nün kızıyla evliydi, 1960’larda Sakarya senatörlük yaptı. Ali Necdet Güven mesleğe yeni başlamıştı. Abasıyanıklardan Raşit bey, stajını benim yanımda yaptı. Adapazarı’nda ben 17’ici avukattım; o zaman bizim baromuz yoktu; İzmit barosuna bağlıydık.

Siz stajyer avukatken 1950 seçimleri yapıldı ve Türkiye’de çok partili rejime geçildi; o günlerin Adapazarı’nı anlatır mısınız?
O zaman Kocaeli vilayetine bağlı Adapazarı ilçesiydik. 1950 seçimleri Adapazarı2nda çok hararetli, geçti. DP Kocaeli listesinden Adapazarlı Hamdi Başak ve Ekrem Alican da milletvekili oldular.O günlerde rahmetli arkadaşım Lebip kökçü de Ada Postası adlı gazeteyi çıkarıyordu; çok iyi arkadaşımdı. Uzunçarşının Kömürpazarı tarafındaki ticaret odasının bir bölümünde idarehanesi vardı. Ben bir iki yazı yazdım o gazetede. Mealen; “pancarı Adapazarı yetiştiriyor, Eskişehir’e gidip şeker oluyor, hammadde nakliyesi şekerin maliyetine tesir ediyor, pancarın yetiştirildiği yerde şeker fabrikası niye olmasın” şeklinde iki yazım çıktıydı. Bunun üzerine Milletvekili Hamdi başak aradı, yazılarını okudum dedi. Teşebbüse geçelim dedi. Büyük tüccar ve çiftçilerden oluşan bir liste hazırlandı. Onlardan kurulu bir toplantı yapıldı. O toplantıda bir komisyon kuruldu. Ankara’ya bir heyet gitti. Temaslar neticesi müspet netice alındı. Temeli atıldı, 1953’de de Reisicumhur Celal Bayar’la başbakan Adnan Menderes Adapazarı Şeker Fabrikası’nı hizmete açtılar. Demek istediğim; Adapazarı’nda şeker fabrikasının kurulmasında bizim de bir kırıntı katkımız olmuş oldu.

1950’lerin Adapazarı’nda sosyal hayat nasıldı?
Kasabadan şehre dönüş yeni yeni başlamıştı. Sosyal yaşantı bakımından resmi makamlarca hazırlanan 29 Ekim Cumhuriyet Balosu, askeri kurumların kendi bünyeleri içinde, pek dışa hitap etmeyen toplantılar oluyordu. Hurşit Konuk’un babası saray aşçılığında bulunmuş; onların açtığı Ankara caddesinin başında, şimdi İş Bankasının olduğu yerdeki Hacıbaba Lokantası şehrin en popüler lokantasıydı. Önce Nuri’nin sonra Salih’in işlettiği Hanaltı’ndaki İmren Lokantası popülerdi. Baharda ve yazları Çark Mesire canlı olurdu. Oraya Adapazarı’nın her tabakasından insan gelirdi. Sazlı sözlü programlar olurdu.

Sinemalara gidilir miydi o yıllarda?
Sinemaya her tabakadan insan giderdi o yıllarda. Nazım ve Adnan Turgut kardeşlerin işlettiği Halkevi’nin sinema salonu vardı; bu kardeşler 1940’ta Ticaret Bankası karşısında Yeni Sinemayı da açtılar. Karaağaçdibi’nde Erman Sineması vardı, 1943 Depreminde yıkılınca Kavaklar caddesinde Saray sinemasını açtılar. Melek ve Fitaş 1950’lerin sonlarında, 1960’ların başlarında açıldı. Ayrıca 1920’lerin sonlarında Kömürpazarı – Karaağaçdibi semtinde kadın garsonların da servis yaptığı kahvehanelerin olduğu söylenirdi ama ben şahit olmadım.

1950’lerde belli başlı Adapazarı eşrafı kimlerdi?
 Hacı Numan bey (Yöntem) vardı. Cevat Adapazarlı vardı. Reşat Keremoğlu vardı. Diyarbekirli Hayri bey vardı. Eski belediye başkanı Ahmet Faik Abasıyanık vardı. İhsan bey vardı, Alicanlardan Cevat ve Cavit beyler vardı. Zobar Ahmet (Özdilek) vardı. Eski belediye başkanlarından Emin Muharrem bey (Güner) vardı. Abdülkadir Güler vardı damadı. Süleyman Aldinç vardı. Bunların tamamı tüccardı. Sadece Ahmet Faik bey veterinerdi.

Salih bey; az önce şehir eşrafı arasında Cevat Adapazarlı’yı da saydınız; rahmetli hakkında çok farklı söylentiler / yorumlar var. Sizin bakışınızla Cevat Adapazarlı nasıl biriydi?
Cevat Adapazarlı’yı evvelâ taşıdığı soyadı itibarıyla severim. Soyadı Kanunu 1935’te çıktı; Cevat bey “Adapazarlı” soyadını aldı. İkincisi 1967 depreminden sonra herkes İstanbul’a şuraya buraya kaçıp mülk edinmeye çalışırken o, PTT sokaktaki Cevatbey İşhanının temellerini attı. Cevat Adapazarlı bu iki nedenle benden müspet not almıştır. Ancak büyük servet sahibi olduğu için kendisini sevmeyenler de olmuştur. Tek parti devrinde CHP’nin önde gelenlerindendi. Parti başkanı değildi ama işaret ettiği adamlar, milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi oluyordu. Çift koşumlu paytonu meşhurdu, pipo içerdi.   

O günlerin Adapazarı eşrafı hangi kıraathaneye çıkardı?
Adapazarı’nın eşrafı Meserret Oteli’nin altındaki salona, Uzunçarşının başındaki “Karabacağın Kahvesi”ne giderdi. Bir de şimdiki bulvarda Belediye Otelinin altında kıraathane vardı, Mehmet Efendi işletirdi, oraya çıkarlardı.   

Çocukluğunuzun Adapazarı’ndaki belli başlı okullar hangileriydi Salih bey?
Benim çocukluğumda (1920’ler – 1930’lar) İbrahimbey Park’nın kuzey başında (bugün Atatürk Bulvarı Konak Eczanesi karşısında) Alibey Mektebi vardı. Eski adı rehber-i terakki Mektebi. Fransızca eğitim verirdi. Sait Faik dahil, bir çok tanınmış Adapazarlı o okulda okumuştur. Paralı bir okuldu. Bir çok entelektüelin yetişmesine o okul zemin hazırlamıştır. Yine o günlerde Sabihahanım, Karaosman, Yenicamide Fatmahanım, Mustafa Kemalpaşa okulları vardı. Lise yoktu; sadece Adapazarı ortaokulu vardı, 1938’de bugün Büyükşehir Belediyesi olarak kullanılan binaya taşında Kömürpazarı’ndan ortaokul.

Belli başlı eğitimciler kimlerdi?
Adapazarı tarihi hakkında kitap yazan Talat Tarkan hoca vardı. Türkçe öğretmeni Hasan Balcıoğlu hoca vardı. Karaosman  İlkokulundan Remzi Karaosman hoca vardı hatırladığım.

O yılların dini hayatı nasıldı? Tanınmış hocaları kimlerdi?
O yıllarda meşhur Şemsi hoca vardı, Karadenizli. Boşnak Şaban hoca vardı, natıkası pek iyi değildi ama. Süleyman Hilmi Tunahan hoca, o yıllarda Adapazarı’nda bayağı dersler verdi. Laz-Gürcü karışımı Cevdet hoca vardı, hitabeti bayağı iyiydi.

Avukatlık stajınızı bitirdiniz…
Ben 1950 yılında Adapazarı’nın 17 nolu avukatı olarak mesleğe başladım. Burada baro filân yok; Kocaeli Barosuna kayıtlıyız o günlerde. Yalnız burada meslekî yaşantı bakımından eskilerle yeniler arasında tam bir tesanüt, tam bir dayanışma vardı. Tam bir sevgi saygıya dayalı. O zaman İzmit bizden fazla idi avukat sayısı itibarıyla. Buna rağmen baro yönetiminin şekillenmesinde Adapazarı’ndan gelen oylar etkin rol alırdı. Çünkü büyüklerimizle yaptığımız istişarede varılan karar gereği bizden toplu oy çıkardı.

Bir avukat açısından nasıl bir sosyo-ekonomik durum var o günlerin Adapazarı’nda?
Adapazarı, sınıfsal yapısı itibarıyla geniş oranda orta halli bir yapıya sahip olduğu için, avukatlık mesleği için büyük davalar yoktu; ister ceza, ister hukuk davaları açısından. Tutmasını bilen, tasarruf etmesini bilen varlık sahibi olabiliyordu ancak.

Avukat Salih Sipahier olarak meslek hayatınız nasıl geçti; ayrıca sizi hep sosyal hayatın içinde gördük?
1950’den 1991’e kadar 41 sene bilfiil avukatlık yaptım. En büyük kazancım lekesiz bir sicille başlayıp, fiili avukatlığımın lekesiz bir sicille sona ermesidir. Sosyal hayat bakımından başta Çocuk Esirgeme Kurumunda önce ilçe teşkilatı, sonra genel merkez murakıplığı, merhum Celal Akın hocanın başkanlığında faaliyet gösteren Adapazarı Okul Yaptırma Derneği ile şehrimize kazandırılan 6 adet ilkokul… Adapazarı Camiler Yaptırma derneği ile başlayıp Tozlu Camii Kebiri ve Külliyesi Vakfı’nın kuruluşu ve bugüne kadar devam eden çalışmalar…  1969’da Türkiye Barolar Birliği’nin kurucu üyelerindenim. Hayırsevenler Derneği kabilinden derneklerde de çalışmalarım var. En mühimi Adapazarı’na olan hemşerilikten doğan borçlarım ödemek niyet ve gayretiyle 1973 yılında Adalet Partisi’nin davet ve teklifi üzerine Adapazarı Belediye Meclisi üyeliğindeki 4 yıllık zevkli ve doyurucu çalışmalarım…

86 yaşındasınız; sosyal hayatın içerisinde, dolu dolu, sağlıklı ve örnek bir bir ömür… Çocukluğunuzdan zihninizde kalan en önemli tatlar, hatıralar neler?

Tahanlı pide ve Adapazarı göbeleğinin tadı hala damağımdadır. Adapazarı göbeleği; bir tür etli hamur, etli ekmek. Koyun etinden, çift çapraz satırla doğranmış etten. Göbelekçi bir amca vardı çocukluğumda. Yenicami’den başlardı, gümrükönüne gelmeden biterdi göbelekleri. İki göbelek yedin mi akşama kadar başka bir şey yemeye gerek kalmazdı. Tahanlı pide de Adapazarı’ndan gitmedir başka yerlere. Esas ustası Ermeniydi. Ustası önce İstanbul Kadıköy’e, sonra da Amerika’ya gitmişti. “Adapazarı unundan, yeni çıktı fırından” tekerlemesi meşhurdu o zamanlar.

1) Avukat Salih Sipahier’le Adapazarı Eski Halkevi Binasında 13 Ekim 2008  Ptesi, 14 Ekim 2008 Salı ve 15 Ekim 2008 Çarşamba günlerinde üç gün boyunca saat 15.00 – 18.00 arası yaptığım söyleşide anlattıklarından

Av. Salih Sipahier’e göre; 1930-60 arası Adapazarı’na yön veren isimler:




Av. Salih Sipahier, Fahri Tuna’ya 1950’lerin Adapazarı’nı anlattı.
Foto: İhsan Korkut
 



Uçaktan Adapazarı Merkezi – 1959
Foto Hayri Yazıcıgil - Atilla Orhun Arşivi
 



Adapazarı Ç.E.K. Genel Kurulu Sonrası - 1958
Soldan İsmail Türker, Halil Özdilek (Zobar), Adnan Turgut, Ali Paker,
Av. Salih Sipahier, İzzet Şükrü Enez, Lebip Kökçü - Av. Salih Sipahier Arşivi




1953 yılında hizmete giren Adapazarı Şeker Fabrikası
 Foto Hüsnü Gürsel, Hüsnü Gürsel Arşivi

Logged

Her lafa verilecek bir cevabım vardır..
Önce lafa bakarım "laf mı?" diye; sonra söyleyene bakarım "adam mı?" diye..


Sponsor Linkler
Reklam
*****
Offline Offline

Hayali Üye


View Profile
Ynt: Aynalıkavak Yazıları 2 / Fahri Tuna
« Posted on: Aralık 05, 2008, 09:52:55 »

Logged
Serhat Ersürel
Onbaşı
**
Offline Offline

Üyenin Yaşı: 27
Şehir: İstanbul / TR
Takım: Sakaryaspor
Mesaj Sayısı: 84


AVRUPA54


WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 09, 2008, 21:05:56 »

TEŞEKKURLER KAZIM AGABEY GEÇMİŞİMİZİ HATIRLATTIGIN VE DUYGULU DADİKALAR YAŞATTIGIN İÇİN  Cry
Logged

üsten aşağıya elaleme rezil oldu sayenizde.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
© 2005 - 2008 Sakaryamiz.NET
Colors & Graphics designed by enderden