|
17 Ağustos ve Karanlık Bir Sabah |

Bir 17 Ağustos sabahıydı...
Gün karanlık,gün acıydı.
Yüreklerde bin sızı...
Beyinlerde koca bir yıkıntı.
Anlamak zor,bir sabahın karanlığında kaybolmuşluğu yaşamayı...
Umuda kefen çekmenin,saniyeler sonra alt üst olmanın,koca şehirde sığınacak bir çatı bulamamanın tarifini yapmak kolay mıdır?
Koşuşum vardı çılgınca bilmem kaç kilometre.Bir an önce sevdiklerime kavuşmanın özlemi,bir o kadar da korkusu sarmış bedenimi.
Koş be koş...Daha hızlı ol ne olur.
Girişte koca bir yapı vardı."Elmas"tı üzerine yapıştırılan takması."Enkaz" olduğunu görüşüm umutlarıma mezar,gözyaşlarıma sel oldu.
Ah be Sakaryam...Nedir bu halin.
Her yerde hüzün.Her yerinde acı.
Koşar adım her yol alırken.Her adım üzerime tonlarca ağırlık.
Bir Ağustos sabahıydı önümü göremediğim karanlık kadar siyah...
Görmüşlüğüm,sonrasında yaşamışlığım hafızalara kazınacaktı.
17 Ağustos 99,adı acı adı bedbah...
Bir Miladın başlangıcıydı.
Fatih...
1,90 boyunda.O sene Efes Pilsen basketbol takımına çağrılmış,her toplantımızda umutlarına umut eklerdi,sevincine karıştırıp.Benide mutlu ederdi amcaoğlu...
Çok düşkündür bana Fatih sağolsun...
Gölcük'te evlerinde yakalamış deprem tüm aileyi.Bir Fatih kalmış enkazda yaşayan.Emekleyerek girdiğim 8-10 metre içeride,kolondan bir perde aramızda,gözgöze umuda yeşillik verdik.Ben Fatih'imle kaldım Fatih benimle...18 seneyi sığdırdık 36 saate.
Fatihim...Yazdırma ne olur.İçim sızlıyor.
ALLAHıma emanetsin...
Ne gerçek yaşanmışlıklar var anlatılmayı bekleyen.
İçiniz alır mı?İçiniz kaldırır mı?
Duymaya dayanamayan yürek,yaşamayı kaldırır mı?
Anlayabilir mi yaşamayan o sabahın karanlığını.
Bir bak...
Gökyüzü ne kadar güzel değil mi?
Sabah güneşini,sabahın tertemiz havasını solumak ne hoş.
Sonra...
Sevdiklerine bakıp,onlarla yürekten yüreğe köprüler kurmak...ALLAHım tarifi mümkün mü?
Sağlığın,ne kadar büyük nimet değeri bilinmeyen.
Gece iş yorgunluğuna inat bir nefes almak,hayatında vazgeçilmezin değil midir?
Ve düşün...
Bir sabah,yapayanlız çıplak ve çaresiz.Tozdan bir havlu üstünde.Hayatında değer verdiklerin keza öyle...
17 Ağustos...
Bir dolu pişmanlık arda kalan.
Bir yıkıntı yüreklerde.
Bir kaybolmuşluk,bir çaresizlik elde olan.
Bir tranva beyinlerde.
Bir karanlık sabahtı...
Bin hüzün bin acıydı.
::..UĞUR..::
Cuma, 15 Ağustos 2008 - Okunma sayısı: 118 |