|
Özlemişiz arkadaş; tribünlerin % 90 dolu olduğu bir stadyumu, “biz Adapazarılıyız” diye stadın inlemesini, skor ne olursa olsun tribünlerin 90 dakika Sakaryaspor’u “can-ı gönülden” desteklemelerini... Altay galibiyetinin baş mimarı kış gününde Adapazarı Atatürk Stadyumunu dolduran taraftarımızdır. Özlemişiz ciddi rakiplerimizi yenip, bir bir saf dışı bırakmayı... Özlemişiz grubunun üzerinde bir ekip olan Sakaryaspor’umuzun bu lige ağırlığını koymasını, dost düşman herkese “haramla düşürülmüşlerdi, analarının ak sütü kadar helalinden geliyorlar” dedirtmeyi.
Özlemişiz; “Tank Murat”ın, “Elektrik MBayo”nun, “Balerin Rasim”in, “Yönetmen Deniz”in, “Bombacı Serdal”ın, “Bay Gol Taner”in, “Emniyet Savaş”ın ligin tozunu atmalarını... Özlemişiz gerçekten. Altay maçı bu özlemlerin doyurulduğu bir meydan sofrası mıydı? Değildi elbet, ama yer yer “zirve” yapan bir kalite görmedik, heyecan duymadık dersek yalan olur... Altay “iyi bir takım”; her şeyden önce takım, yıldızı yok belki ama “bütün dişlileri uyumlu işleyen” bir makine görünümü çizdiler; “yardımlaşmaya, koşmaya ve paylaşmaya dayalı” bir futbol oynuyorlar; Süper Lige çıkmaları “sürpriz” olmamalı. Zor bir takıma karşı Metin Hoca, formsuz M.Ayaz’ın yerine Hakan Özmert’i tercih etmişti ya, “doğru”ydu kararı ama Hakan bekleneni veremeyince haksız çıktı; 2-1’den sonra Hakan-Nezir değişikliğine “aynen” katılıyorum da, “galibiyeti koruma telaşı”yla M. Ayaz, hele hele Levent’in oyuna alınışını biraz “abartılı” bulduğumu söylemeliyim... Rasim’e gelince; önceleri “çıtkırıldım” bulduğum Rasim’i, Uşak maçının 40’ıncı dakikasından sonra “ileri ikilinin arkasında serbest” oynadığındaki “pozisyon yaratıcılığını” görünce, “işte gerçek yeri” demekten alamadım kendimi. Hele önde oynadığımız maçlarda “Deniz-Rasim-MBayo-Murat güzergahı”, rakip kalelere “otoban” olur gibi geliyor bana. Birkaç cümle de Deniz’e; 90 dakika sadece futbol oynamıyor, takıma “ağabeylik” de yapıyor; rakip kaleye kullandığımız kornerlerde, frikiklerde defansımızı tek tek yerleştiriyor, nerede bir tartışma koşup yerleştiriyor; oyunu “soğutuyor, ısıtıyor”. Altay önünde belki “top dağıtımında çok başarılı” değildi ama “adam ve stres dağıtımında” çok çok başarılıydı... Bir de Murat’ın “basit” oyununu özlemişiz; bomboş topları MBayo’ya çıkarıp “kolay gole” dönüştürmesini özlemişiz... İki bekimizin “bindirmeleri”ni, bindirmelerde de “doğru yere ortaları”nı çok özlemişiz. Sonsöz: Turkcell Süper Ligi’ni özlemişiz arkadaş; galiba Turkcell Süper Ligi de “Sakaryaspor”u özlemiş. "Eğri Oturup Doğru Konuşalım" - Fahri TUNA
Pazartesi, 27 Şubat 2006 - Okunma sayısı: 457 |