|
Taraklı “akaidi sağlam” ama “dini yaşayışın “Türk İslam’ı” diye söylenegelen “Anadolulaşmış halinin” yaşandığı; kısaca “dinin yumuşatıldığı” güzel bir beldemizdir. Taraklılılar, “öteyi kurtarırken burayı da neşelendiren” insanlardır. Buna örnek “yüzlerce olay” anlatılabilir. 1950’lerde Taraklı Kurşun Camii’nde (Yunuspaşa) “aynen yaşanan” olayı ben Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman’dan dinledim. Kurşun Camii’nin imamı 35-40 yaşlarında “mukallet – yalazacı bir Taraklılı Hafız Hasan”dır. Hasan arkadaşlarını sık sık işleten, güler yüzlü, neşeli, hayat dolu biridir. İşletilmekten usanan arkadaşları bir gün Hafız Hasan’a bir oyun edip, “gülmeye” karar verirler. Bir plan yapıp uygulamaya koyarlar. İmam Hafız Hasan, her cuma olduğu gibi yine hutbeye çıkar. Giriş duasını bitirmiştir, cübbesinin sol iç cebine elini atar, sabah evde yazdığı hutbeyi arar, yoktur. Kaynar sular başından aşağıya dökülür; bir daha bir daha bakar, bu kez sağ iç cebe bakar, maalesef orada da yoktur. Anlar ki işletilmiş; yalazaya kurban gitmiştir. Bir yandan üç beş cümle söylemeye çabalarken, diğer yandan cemaati şöyle bir gözden geçirir; şüphelendiği birkaç kişi vardır; evet bulur; “en yakın arkadaşlarından Çömez Alaattin” kaybettiği hutbe kağıdını ucundan gösterip, sağ eliyle malum işareti de yapmayı ihmal etmez; “biz de adamı böyle işletiriz” anlamında. Hafız buna çok bozulur ama yapacak fazla da bir şey yoktur. Üç beş cümle eveleyip geveleyip iner, cumayı kıldırır. O hafta Taraklı’da “en yüksek reyting alan yalaza”, Çömez Alaattin’nin Hafız Hasan’ı nasıl işlettiğidir. Hafız haftaya bunun intikamını almayı kafaya koymuştur. Yine bir Kurşun Camii cuması. Hafız Hasan yine hutbeye çıkar. Duadan sonra “hutbeyi almak” için elini cübbenin sağ iç cebine atar; hutbe kağıdı yine yoktur. Çaktırmadan aşağıya Alaattin’e bakar; Alaattin yine hutbeyi yürütmüştür, sağ eliyle kağıdı gösterip yine malum işareti yapar; “biz adamı ikinciye de işletiriz” anlamında gururlana gururlana. Hafız bu kez hazırlıklıdır; gayet kendinden emin bir komutan edasıyla sarığını çıkarır, saçlarını düzeltiyor gibi yapar, Çömez Alaattin ve bütün yalazacıların şaşkın bakışları arasında sarıktan, hazırladığı “yedek hutbeyi” çıkarır, kağıdı iki eliyle tutup okumaya başlar... Hafız Hasan Efendi, bir taraftan da sağ eliyle Çömez Alaattin’e cevaben “malum işareti” yapmaktadır... “Hutbe öyle değil böyle yürütülür, intikam öyle değil böyle alınır işte” diyerek içinden.... Gönderen: "enderden" Sakaryamiz.Net
Çarşamba, 01 Mart 2006 - Okunma sayısı: 379 |