|
Yazar: "enderden" (Sakaryamiz.NET) İlk Yarıda Sakaryasporumuz.. 2004-2005 sezonunda gösterdiği üstün başarılardan dolayı Federasyon ve bilinmeyen bazı güçlerin insiyatifleriyle bir alt kümede(LİG-A) mücadele etmeye hak kazanan(!) Sakaryasporumuz 2005-2006 sezonu ilk maçında evinde Telekomspor’u ağırlıyordu. 1-TELEKOMSPOR (0-0) LİG-A’daki ilk maçına Sakaryaspor geçen yıl,Süper Ligde mücadele eden kadrosunu, önemli fireler vermesine rağmen Oktay,Volkan,Levent,Ferdi,Kadir gibi önemli futbolcularla güçlendirmiş, Süper Lig’e yeniden yükselme parolasıyla bu ligde iddialı olduğunu kabül ettirme arzusuyla pek de iddiası olmadığı gözlenen Telekomspor karşısına çıkmıştı.Ligin ilk maçında yaklaşık 2000 taraftarının önünde oynadığı bu maçta iki takımdan da gol sesi çıkmamış,maç 0-0 sona ermişti. Bu sonuç ligde nasıl bir performans sergileyeceği merakla beklenen Sakaryaspor’un, taraftarının Süper Lige yükselebilme konusundaki tereddütlerini arttırmaya yetmişti... Defans oyuncularımızın top çalma konusunda yüksek yüzdeyle oynamaları,ceza sahasına yapılan orta sayısının 19,kaleye gönderilen şut sayısının 14 olması kaleyi bulanın ise 5 de kalması bu maç adına sizlere sunduğumuz bazı önemli istatistiki verilerden birkaçı... 2-KOCAELİSPOR (0-3) Ligin ilk maçında taraftarlarına gol izlettiremeyen Sakaryaspor ezeli rakibi Kocaelispor karşısına mutlak 3 puan parolasıyla çıkmıştı. Maçtan önce aslında şehirde Sakaryaspor lehine herhangi bir sonucun çıkmayacağı konuşuluyordu fakat akıllı oyunuyla İsmet Paşa stadında 3 puanı 3 golle almamız kimilerine şaşırtıcı gelse de Sakaryaspor oynadığı futbolla bu sonucun bir tesadüf olmadığını herkese kanıtlamayı başarmıştı. Gol siftahını Serdal’la yapmış ardından Kabongo’nun golüne bir de Murat’ın golünü eklemiş ve LİG-A’da ilk defa gol attığımız ve ilk defa 3 puanla tanıştığımız maça İzmit’te tanık olmuştuk. Bu sonuçla taraftarımızın takımımıza olan güveni de büyük oranda artmıştı. Ne de olsa Kocaelispor ezeli rakibimizdi ve üstelik onları kendi sahalarında yenmeyi başarmıştık. Rakip kaleye gönderdiğimiz 9 şutun 3ü kaleyi bulmuştu. Ve yine ilk maçımızdaki gibi çaldığımız top sayısı kaptırdığımız top sayısından fazlaydı (29-45). O günlerde Sakaryaspor’u eleştiren bazı kesimler hızlarını alamamış ve radyodan da yayınlanan Sakaryaspor maçlarında bizzat gözlemleyerek oluşturduğumuz istatistiki verilerimizi de eleştirmeye başlamışlardı. “Kaybettiğimiz topların 2 katını kazanıyoruz da, nereye gidiyor bu toplar?” diye bazı eleştiriler alsak da kazanılan topların nerelerde kullanıldığını istatistik tablomuza baktıklarında 9 şut, 14 orta, 8 derinlemesine pas,12 de uzun pas verilerini görmelerinden sonra neyse ki, bir daha bu tür bir eleştiri ile karşılaşmadık..! 3-G.ANTEP BLD (3-1) Ligin 2. maçında İzmit’te kazandığımız 3 puanın bir tesadüf olmadığını kanıtlamaktı Sakaryaspor’un amacı. Lige iddialı başlayan Antep Bld.spor’u taraftarımızın önünde yenip hem kendi evimizde 3 puan siftahı yapmak hem de ligde iddialı konuma gelebilmek amacıyla başladığımız bu maçta 12.dakikada Fatih ŞEN’in kullandığı korner atışını iyi takip eden Serdal’ın Antep kalesine gönderdiği füze ile öne geçmiş, ardından 33de Murat’la skoru 2-0’a getirmeyi başarmıştık. Geride kalan 2 maçta çok gol kaçırdığı iddiasıyla tepki alan, bu maçta da 2 net gol pozisyonundan yararlanamaması sonrasında Tatangalar’ın da “Aydın gol gol gol” tezahüratlarıyla kendisine verdikleri desteği arkasına almasıyla birlikte kaleye gönderdiği 5. şutta nihayet gol kaydına muvaffak olan Aydın’ın golden sonraki sevinci ise görülmeye değerdi doğrusu! Ayrıca rakibinden tam 10 top çalan Volkan’da ilk kez bu maçta sivrilmeyi başarmış ve ligin ilerleyen haftalarında Sakaryaspor taraftarının beğenisini kazanacağının sinyallerini vermeye başlamıştı bile. Neticesinde 90 dakika sonunda 3-1’lik skorla ligdeki 2.galibiyeti alan Sakaryasporumuz Bursaspor’un ardından puan durumunda 2.sıradaki yerini almıştı... 4-UŞAKSPOR (1-2) Sakaryaspor Uşak’a 3 haftada 2 maçlık galibiyet serisini devam ettirebilmek amacıyla gitmişti. Rakibinin cezasından dolayı seyircisiz oynanan bu maçta ilk yarı sonunda maçın seyircisiz oynanmasından olacak ki, her iki takım da vasat futbol sergileyerek soyunma odalarına çekildiler. Burada Hikmet Sevim’den aldıkları taktikle 2.yarıya çok iyi başlayan futbolcular ilk 5 dakikada 2 net gol pozisyonu üretmişlerdi. Fakat dakikalar 50’yi gösterdiğinde ilk 3 haftalık performansı ile göz dolduran Volkan’ın Recep’e kontrolsüz geri pasında topu rakibine kaptırması ve Recep’inse rakibini ceza sahası içinde yere indirmesini hakemin penaltı olarak değerlendirmesi ve Uşakspor’un Mustafa’nın ayağından bulduğu golle heveslerimizi kursağımızda bırakması hiç de iyi olmamıştı. Ama yediği golden sonra silkinip kendine gelen Sakaryasporlu futbolcular Uşak kalesini abluka altına almış ve bu maçı kazanabilecek kapasitede olduklarını protokol tribünündeki misafirlere ve biz basın mensuplarına kanıtlarcasına atak üstüne atak geliştiriyorlardı. Attıkları golle Sakaryaspor’dan puan alma hevesine kapılan Uşaklıların hevesini bu sefer Serdal kursaklarında bıraktı. 54’te ve 80’de nokta atışı yaparcasına ceza alanına gönderdiği ortaları gole çeviren Murat ve Aydın 4. haftanın sonunda da galibiyet serimizi devam ettirmemizi sağlayarak üzerlerine düşen görevlerini yerine getirdiler ve bizlerin Adapazarı’na doğru mutlu bir şekilde yol almamıza yardımcı oldular... 5-İSTANBULSPOR A.Ş (1-0) İstanbulspor ile geçen yıldan kalma, görülmemiş bir hesabımız vardı. Geçen yılın sonlarında kendi evimizde avucumuzun içinden kaptıkları 3 puanla bizi kendileri ile birlikte alt kümeye yollayan İstanbulspor’lu futbolcuları bu kez evlerine elleri boş göndermeye niyetliydik. Maçın ilk yarısında önemli gol pozisyonları üretmesine karşılık İstanbulspor kalesinde gol bulamayan Sakaryaspor ikinci yarıya yine hızlı başlamıştı. Dakikalar 52’yi gösterdiğinde bu kez sahneye Volkan çıktı! Serdal’ın kullandığı kornerde çok iyi yükselip, havada objektiflere poz verirmişçesine asılı kalan ve yumuşak ve düzgün bir kafa vuruşuyla topu İstanbulspor ağlarına bırakan Volkan’ın bu, ligde attığı ilk gol olmuştu. Maçın geneline baktığımızda İstanbulspor’un kalemizi bulan tek şutu dahi yoktu fakat Sakaryaspor çok iyi oynamamasına karşılık yine de golünü atmış ve 3 puanı cebine koymasını bilmişti. Aydın, Fatih, Murat ve Gökhan’la rakip kaleyi bayağı sarsmış toplamda 6’sı kaleyi bulan 11 şut çekmiştik. Rakipten çaldığımız top sayısı da yine çaldırdığımızdan yüksekti (36-27)... Bu arada yan hakemin ofsayt bayrağını sadece Aydın için tam 6 kez kaldırmış olması ile şehirde taraftarların bu futbolcuya olan güvenlerini daha o günlerde kaybetmeye başlamış olmalarını söylememek pek de yanlış olmaz. Güzel futbol oynamadığı için eleştirilen Sakaryaspor yine de İstanbuspor karşılaşmasını kazanmış ve namağlup olarak 4 maçlık galibiyet serisini yakalamıştı artık. Sakaryalı futbol otoritelerinin buna acilen çözüm bulunması gerektiğini sıkça dile getirmeleri, ligin geri kalan maçlarında Sakaryaspor’un nasıl bir performans sergileyeceğini bir merak unsuru haline getirmişti... 6-ALTAY (2-1) Sakaryaspor İzmir’e doğru yola çıkarken akıllarda hep aynı soru vardı.. Acaba İzmir’den puan çıkartabilecek miyiz? Doğrusunu söylemek gerekirse taraftarların ve basın mensuplarının bu konudaki fikirleri Sakaryaspor takımı açısından pek de olumlu değildi.! Fakat Sakaryasporumuz maça başladığında düşünülenin aksine bu deplasmandan puan çıkarabileceğimiz hatta yenebileceğimiz konuşulmaya başlanmıştı. Çünkü 22. dakikada Serdal’ın ayağından kazandığımız gol ve ortaya konulan futbol bizleri değil, artık Altaylı taraftarları endişelendirmeye başlamıştı. İlk yarı bittiğinde soyunma odasına mutlu giden taraf Sakaryasporlu futbolculardı. Fakat 2. yarıda ne olduysa oldu ve durumlar tam tersine dönmeye başladı. Altay’ın kalemizde oluşturduğu tehlikeli akımları bir bir uzaklaştırmayı başarıyorduk. Ta ki 73’te Haydar’a mani olamayana kadar... Bu dakikadan sonra işler öyle bir değişti ki sanki ilk yarıdaki Sakaryaspor gitmiş, soyunma odasından başka bir takım sahaya çıkmıştı. 84’de bir de Metin’in şutunu ağlarımızda gördüğümüzde yıkılmıştık artık... Galip geleceğimize kesin gözüyle baktığımız maçı kaybedişimizi çaresizlikle izliyorduk... 4 maçlık galibiyet serimizi Altay Alsancak Stadının çimlerine gömmüştük.... 7-ORDUSPOR (0-0) Ligin 7.haftasına 4 galibiyet 1 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 2.sırada giriyorduk. Rakip Lig-A’ya bu sene yükselen Orduspor’du. Ligin yeni takımı olmasına rağmen iddialı olan Orduspor’u yenmekten başka bir şey düşünmüyorduk.. Yabancı oyuncularımızın dünya kupası grup eleme ligi son maçlarında milli takımlarında olmaları sebebiyle bu maça M’bayo ve Kabongosuz çıkıyorduk. Mbayo’nun yerine Nezir ve Kabongo’nun yerine Ferdi görevlendirilmişti Hikmet Sevim tarafından. Özellikle Mbayo’nun olmaması rakip için önemli bir avantajdı... Ve Orduspor bu avantajını iyi bir şekilde değerlendirmesini bildi. Atatürk stadında 90 dakika sona erdiğinde iki takımdan da gol sesi çıkmamıştı. Kendi evimizde 4.maçımız da 2. beraberliği alarak taraftarımızı bir kez daha üzmüştük... 42-35’lik top çalma üstünlüğümüz, rakip kaleye gönderdiğimiz 8’i kaleyi bulan 12 şutumuz, Murat ve Serdal’ın yakaladıkları toplam 5 net gol pozisyonunun gole çevrilememesi bu maçta istatistik tablomuza yansıyan bazı önemli verilerdi... Kaleci Recep’in ise sadece 1 kurtarışının olması Orduspor’u elimizden kaçırdığımızın bir başka göstergesiydi fakat olmayınca da olmuyordu.. 8-Ç.DARDANELSPOR (0-1) 14 puanlı Sakaryasporumuz ligin sonuncu ekibi Dardanelspor karşısına Çanakkale’de mutlak 3 puan parolasıyla çıkmıştı. Maça her zamanki gibi iyi başlayan taraf yine Sakaryaspor’du. Fakat 15. dakikadan sonra yürüyerek oynayan taraf yine Sakaryaspor, bu dakikadan sonra maçın kontrolünü tamamen eline geçiren ev sahibi ekip özellikle 2. yarıda, sezon başlamadan önce Sakaryaspor ile birlikte idmanlara çıkan Kerem ile kalemizde çok ciddi akınlar oluşturmaya başlamışlardı. Kalemize gönderdikleri toplam 16 şutun tam 9 tanesi de kalemizi bulmuştu fakat Recep bunların hiçbirine gol izni vermedi. O gün Sakaryasporumuzun deplasmanda 2. mağlubiyetini almasını çaresizlikle beklerken sahneye 72. dakikada Hikmet Sevim’in taktikleri ile oyuna giren Kadir Söylemez çıktı. 90+1de Dardanelspor’un ceza sahamızın hemen önünden kullandığı frikik atışının Recep’in koruduğu kalenin direklerinde patlaması ve direkten dönen topun kontra atak hücum ile birlikte Murat’ın ortası ve Kadir’in düzgün vuruşuyla Dardanel ağlarında kalması acaba bir şans mıydı? Bunu bilemeyiz ama kaybettik dediğimiz maçı son dakika golü ile kazanmamız biz basın mensuplarını ve Sakarya’dan gelen yaklaşık 15 taraftarı sevince boğmuştu... Ve tabi ki maçı radyoları başından dinleyen onbinler de... Böylelikle 2 hafta aradan sonra tekrar 3 puana kavuşmuştuk. Aynı zamanda öncesindeki 2 maçtan sadece 1 puan çıkarmamız sebebiyle büyük bir endişe ile takımının başında yedek kulübesinde maça çıkan Hikmet Sevim’in bizden çok daha fazla sevinmiş olabileceği gerçeğini de vurgulamakta fayda var sanıyorum... Yalnız, kazanan tabi ki sadece o değildi... Sakaryaspor bir deplasmandan daha 3 puan çıkarmasını bilmişti... 9-MARDİNSPOR (2-1) Ligde 9. Haftaya girdiğimizde 5 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 17 puana sahiptik ve puan cetvelinde 2. sıradaki yerimizi koruyorduk. Deplasmanda Altay’a yenilip evimizde de Orduspor ile berabere kaldıktan sonra nihayet Çanakkale’den 3 puanla dönmeyi başarmıştık. Sıra taraftarımızın önünde bu sefer Mardinspor’u yenmeye gelmişti ki öyle de oldu. 28. dakikaya gelindiğinde önce Serdal sonra da Murat’la Mardin kalesinde 2 gol bulmuştuk. Bu dakikaya kadar Sakaryaspor ilk 8 haftada aldığı 17 puana rağmen iyi futbol oynayamaması ile eleştiriliyordu fakat Mardin maçının ilk yarısı itibariyle bu kötü gidişata bir son verdiğimizi düşünmeye başlamıştık bile... Takımlar devre arası bittikten sonra sahaya çıktıklarında skor tabelasındaki Sakaryaspor’un 2 farklı üstünlüğünün daha da artacağı düşünülürken 2. yarı başladığında sanılanın aksine geçen haftalara oranla pek de bir şeyin değişmediği, Sakaryaspor takımının yine güçsüz rakibi karşısında zor anlar yaşama çaresizliğine bürünmesi taraftarlar arasında yine aynı şeyin konuşulmasına sebebiyet veriyordu. “Ne olacak bu takımın hali?”... Sakaryaspor seyircisi kendi statlarında takımlarının maçlarını izlerken her zamanki gibi 70. dakikaya gelindiğinde endişelerinden koltuklarına oturamamaya, stresten fazladan bir çekirdek paketi daha açmaya ya da ceplerindeki sigaraları tamamen bitirmeye artık mecbur hale gelmişlerdi sanki... Takım yine bu dakikadan sonra temposunu kaybetmiş, yine maçın kontrolünü rakibine emanet etmiş gözüküyordu. Sakaryasporlu futbolseverler her ne kadar bu tabloya alışmış olsalar da bu gidişatın bir an evvel değişmesini arzulamaktaydılar fakat maalesef sezonun ilk yarısı bitene kadar bu filmi tekrar takrar izlemek mecburiyetinde olduklarını, herhalde tahmin edebiliyorlardı. 68.dakikada Mardinspor’un farkı 1’e indirmesi Sakaryaspor’a zor anlar yaşatsa da rakip kaleye gönderilen 11 şutun 6’sının isabet kaydetmesi ve 2’sinin de golle sonuçlanması, Mardinspor’un ise kale çizgisinden geçirebildiği top sayısının 1’de kalması Sakaryasporumuzun yine bir maçtan daha galibiyetle ayrılmasına olanak sağlıyordu... 10-MERSİN İ.Y.SPOR (0-2) Hafta arasında Türkiye Kupası mücadelesinde Alisamiyen’de Galatasaray ile karşılaşan ve maçtan 4-0’lık sonuçla mağlup ayrılan Mersin takımının Sakaryaspor karşılaşmasında yorgun olmasını bekliyorduk. O gün maça gelen Mersin halkı da bizim gibi düşünüyordu. Hatta bununla da kalmayıp, Sakaryaspor’dan ne kadar fark yiyeceklerini tartışıyorlardı kendi içlerinde. O gün Mersin’de rakibimizin taraftarlarının ağzından duyduğumuz bu sözler açıkçası bizi son derece memnun etmişti. Statlarına sıradan bir takımın gelmediğini onlar da biliyorlardı. Fakat maç başladıktan sonra gördük ki Mersinli futbolcular taraftarları ile aynı görüşte değildiler. Hakemin maç başlama düdüğünü çalmasından itibaren büyük bir hırsla kalemize gelen rakibi durdurmak pek de kolay olmadı. Takımımız ancak 35. dakikalardan sonra kendine gelebildi. Ya da Mersin bu dakikada yorulmaya başladı. Maçın sonunu getiremeyeceklerini biliyorlar olsa gerek ilk dakikalarda var güçleriyle yüklendiler. Fakat umdukları 1 golü bulamadıkları için artık sahada Sakaryaspor’u izlemek mecburiyetindeydiler. Çünkü ilk yarı bittiğinde Sakaryaspor bunu kanıtlamıştı. 2. yarı başladığında o beklediğimiz gol bir türlü gelmiyordu. Dakikalar 52’yi gösterdiğinde ise Onur’un hakem tarafından kırmızı kartla cezalandırılması bizi şoke etmişti. Bu dakikadan sonra kalan son güçleriyle de saldırmaya başlayan Mersinli futbolcuların heveslerini 70. dakikada Hikmet Sevim kırmıştı neyse ki.. Kadir’i oyuna alan Hoca’yı futbolcusu mahçup etmedi ve 3 dakika sonra kişisel başarıları ile ceza sahasına taşıdığı topu rakibinin hamlesi ile kaybettiğinde, hakem beklediğimiz düdüğü çalmıştı. “Penaltı”. Topun başına gelen isim Volkan’dı ve penaltı atışını gole çevirmeyi başardı. 2 dakika sonra da Murat sahneye çıktı ve farkı 2’ye çıkarmakla kalmayıp aynı zamanda Mersin İdmanyurdu’nun da iflas ettiğini ilan etti...! 11-AKÇAABAT SEBATSPOR (0-1) 10 maçta tam 7 galibiyet ve 2 beraberlikle puan sıralamasındaki ikincilik koltuğunu sağlama alan Sakaryaspor’un hedefi artık Bursaspor’du. Liderle arasındaki puan farkını kapatmaya çalışan Sakaryaspor’u, evinde A.Sebatspor’un durdurabileceğini kim tahmin edebilirdi ki..! Ligde attığı gollerin çoğunu Serdal’ın ortalarından kazanan Sakaryaspor bu maçta Serdal’ı çok aradı. Sakatlığından dolayı oynayamayan Serdal’ın yerini bu maçta sağ kanatta bu yerin oyuncusu olmayan Kadir almıştı. Çaldığımız top sayısı yine kaybettiğimizden yüksekti (47-30). 7’si kaleyi bulan tam 19 şutumuz da yetmedi gol atmaya... Kapanan Sebat takımına gol atabilmek için kanattan orta da yapılamıyordu. (4/9).. Maçın 51. dakikasında ise sezon başlamadan önce transfer etmek istediğimiz fakat sonuç alamadığımız Ali Güzeldal, maçın tek golünün altına imzasını atmıştı. Geriye kalan süre zarfında 1 golümüz de ofsayt gerekçesiyle verilmeyince bu sonuca razı olmak zorunda kalmıştık artık. Sonunda kötü futbolla iyi sonuç devri de kapanmıştı Sakaryaspor için. Hem de kendi evinde... 12-ELAZIĞSPOR (2-1) Sakaryaspor Elazığ’a, kaybedilen Sebat maçını taraftarına unutturmak amacıyla gitmişti. Lider Bursaspor ile arasındaki puan farkını kapatabilecekleri son maçtan mağlubiyetle ayrılmaları sebebiyle Elazığ’ı kendi evinde devirmekti amaçları. Ama bu hiç de kolay değildi. Nitekim maç başladığında da bunu gördük. İlk yarı sonunda ev sahibi ekibin çok daha istekli olduğunu gözlemlediğimiz bu maçta aynı hevesi kendi takımımızda da görebilmeyi umuyorduk. 30. dakikada Fatih Şen’in de sakatlanmasıyla orta sahadaki zaafiyetimiz daha da yükseldi ve maçın kontrolü büyük oranda Elazığspor’un eline geçti. 31’de Muzaffer’in ayağından yediğimiz gol işimizi iyice zora sokmuştu. İlk yarı bu skorla biterken tek arzumuz takımımızın ikinci yarıda toparlanması ve önce beraberliği sonra da galibiyeti getirecek golleri atabilmesiydi... Fakat umduğumuz gibi olmadı. 61’de de Mehmet’in attığı gol Sakaryasporumuzun galibiyet hevesini ortadan kaldırmıştı. 79’da Aydın’ın ayağından kazandığımız şık gol de bize yetmedi ve maç bitiminden sonra Adapazarı’na doğru hüzünlü bir yolculuk başlamış oldu. Bu sonuçla üst üste 2. mağlubiyetimizi de almıştık. Sakaryaspor’da neler oluyor diyordu herkes. Aslında bu bir soru cümlesi değildi. Taraftarların bir çoğu, “çekirge bir sıçrar,2 sıçrar.. acaba biz ne zaman duraksayacağız...?” diyordu. Maalesef beklenen olmuştu. Kimse istemezdi tabi böyle sonuçları fakat takımın haftalardır iyi oynamadan puanlar kazanması taraftarımızı memnun etmiyordu. Alınması gereken önlem artık bu maçtan sonra alınmalıydı ve bu kötü gidişe bir an önce son vermek gerekiyordu... 13-YOZGATSPOR A.Ş. (2-1) Üst üste alınan kötü sonuçlardan sonra ligdeki iddiamızdan uzaklaşmamak adına puanlara ihtiyacımız vardı. Rakip Sakaryalıların çalıştırıcısı olduğu Yozgatspor’du. Bir hafta önce ikincilik için mücadele ettiğimiz Antalyaspor’u yenen Yozgatspor bizi de gözüne kestirmişti anlaşılan. İlk yarıda neredeyse 45 dakikanın tamamında top bizim ayağımızda olmasına rağmen bir türlü tehlikeli bir atak geliştiremiyorduk. Rakip öyle bir savunma yapıyordu ki kalelerine gönderdiğimiz şutları bile ceza sahası dışından yollamak zorunda kalıyorduk. Fakat ikinci yarı başlarken oyuna sonradan girmeye alışan Kadir yine Hikmet Sevim tarafından sahaya sürülmüştü. Kurtarıcılık görevini daha önce Çanakkale ve Mersin’de yerine getiren Kadir bu kez Sakarya’da sahnedeydi. 53’de Aydın ile bulduğumuz golden sonra kalemizde ciddi tehlikeler oluşturmaya başlayan Yozgatspor’u 71’de Kadir durdurmuştu. Ömür’ün oyundan alınıp forvet sayısının üçlenmesi ve hücuma genişlik kazandırma çalışmaları sonuç vermişti. Kendi evinde sezonun belki de en iyi 45 dakikasını çıkaran Sakaryaspor’du sahada izlediğimiz. Yalnız... Dakikalar 88’i gösterdiğinde Gökhan’ın ceza sahası sol çaprazından kaptırdığı topu yerinde kullanan Yozgatlı futbolcuların golü bulmuş olmaları taraftarlarımızın aynı sendromu tekrar yaşamalarına sebep olmuştu. Yine galibiyetine kesin gözüyle bakılan bir maç, yine stres ve heyecan dolu son dakikalar... Fakat neyse ki tecrübeli futbolcuları ile bir maçı daha kazanan yine Sakaryaspor...! “Maçın son dakikalarında bizlere bu stresi yaşatan oyuncular mı tecrübeleriyle bu maçı aldılar?” gibi bir soru sorabilirsiniz tabi. Bize düşen istediklerinde tecrübelerini konuşturan futbolcuların performanslarını sizlere aktarmak.. Yorumun geriye kalan kısmı sizlere ait... 14-İSTANBUL B.BELEDİYESPOR (1-0) İki haftalık kötü gidişe Yozgat maçı ile dur diyen Sakaryaspor, İstanbul B.Belediyespor’u da yenmek arzusundaydı. 500’e yakın taraftarımızın da yerlerini aldığı maçta oyuna hızlı başlayan ekip Sakaryaspor’du. İlk dakikalarda Murat ve Kabongo ile gole çok yaklaşan Sakaryaspor, ilerleyen dakikalarda saha zemininin de çok ağır olması sebebiyle kaçırdığı gollerin faturasını ödeyecekti. Ceza sahasına gönderilen 20 orta, 6 derinlemesine, 11’de uzun pas girişimi, rakip kaleye gönderilen 6’sı isabetli 7 şut... Bunların hiçbiri bize puan almamız için yetmedi. Son 4 haftada bu, kaybedilen 3. maçtı ve kabus dolu günler tekrar geri dönmek üzereydi. Süper Lige çıkma hedefinden hiçbir zaman sapma göstermese de Sakaryaspor, gittikçe kan kaybediyordu. Üstelik geriye kalan üç maçın ikisi üçüncü olduğumuz ligdeki ilk iki takımla yapılacaktı... Sakaryaspor’da işler artık her zamankinden çok daha zordu... 15-KARŞIYAKA (4-3) 2005-2006 sezonunun ilk devresinin son 3 maçı bir anlamda Sakaryaspor için hayati önem arz ediyordu. Rakipler sırasıyla Karşıyaka, Antalyaspor ve Bursaspor’du. İkisini kendi sahamızda oynayacağımız bu üç maç için teknik direktör Hikmet Sevim’in hedefi en az 7 puan toplamaktı. Fakat geride kalan son dört maça baktığımızda kaybedilen 9 puan, bu anlamda geriye kalan üç maç için pek de iyi bir referans sayılamazdı. Maça hızlı başlayan taraf yine Sakaryaspor’du. 18. dakikada Murat’ın attığı şık golle öne geçen Sakaryaspor, maçın geri kalan dakikalarında o özlenen güzel futbolu sahaya yansıtabilmiş ve seyircisini coşturmuştu. Bu aynı zamanda Antalya ve Bursa maçları için de iyi bir referanstı taraftarın gözünde. İkinci yarı başladığında ise bu sefer yine gollerinin özlemini çektiğimiz Makasi çıktı sahneye. Bir golü de ofsayt gerekçesiyle verilmeyen Makasi, o gün oldukça formundaydı. Yalnız dakikalar 67’yi gösterdiğinde yine gol yemiştik. Durum 2-1 olduğunda taraftarın o korktuğu şey yine başına gelecek gibi gözüküyordu. Fakat 4 dakika sonra Murat yine sahnedeydi ve takımını ve taraftarını rahatlatan golü attı. Ardından Mbayo’nun orta sahada kaptığı topu kendi başına ilerleyerek gole çevirmesi tribünleri çılgına çevirmişti. Özlemini çektiğimiz karnaval havası stada hakim olmuştu çünkü. Fakat bu hava 82’de Tayfun’un golünün estirdiği rüzgarla dağılmıştı. Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken 4 dakika sonra yediğimiz üçüncü gol işleri artık çok daha fazla zora sokmuştu. Ve tribünlerde yine “aynı korku!”. Sezon başından beri içerde oynadığımız ve kazanacağımıza kesin gözüyle baktığımız maç, yine son dakikalarda yediğimiz gollerle zora girmişti. Yine stres yine heyecan yine korku... Ama buna alışmıştık artık ve bu olumsuz durumu geçiştirmesini bilmiştik. Rakip kaleye gönderdiğimiz 14 şut, rakipten çaldığımız 53 top ve göze hoş gelen futbol Sakaryaspor’a bir galibiyet daha kazandırmıştı... 16-ANTALYASPOR (4-2) Ligde 15 hafta geride kalırken Sakaryaspor sezonun ilk yarısının son maçlarından olan Antalyaspor ve Bursaspor maçlarının ilk ayağı için Antalya’daydı. Sakaryasporumuzun özelliği yine kendini gösterdi ve ilk dakikalara çok iyi başladık. 11.dakikada Makasi’nin mükemmel golüyle öne de geçmiştik.. Fakat bu dakikadan sonra kalemize gelmeye başlayan Antalyaspor’un akınlarına bir de bireysel hatalarımızla karşılık verince bir anda 10 dakikada kalemizde 3 gol gördük. Daha maç bitmeden yıkılmıştık sanki. Ligdeki en büyük rakiplerimizden Antalya’dan evlerinde 3 gol yemiştik bir kere... İkinci yarıya farkı azaltmak için hızlı başlasak da ilk pozisyonlarını gole çeviren Antalyaspor artık galibiyetini kesinleştirmişti bizim gözümüzde. Çünkü ortada Sakaryaspor adına iyi futbol da yoktu ve bu sonuç kaçınılmaz gözüküyordu. Derken 2 dakika sonra M’bayo’nun düşürülmesiyle kazandığımız penaltının yine M’bayo tarafından gole çevrilmesi umutlarımızı arttırsa da ardından ne beklediğimiz goller ne de golü getirebilecek ataklar geldi ve Antalya’dan boynu bükük bir şekilde ayrılmak zorunda kaldık. ...Hafta arasında Teknik Direktör Hikmet Sevim’in görevinden ayrılması sebebiyle Sakaryaspor yönetimi Bursa maçı için teknik direktör olarak Süper Gençler antrenörü Recai Çaloğlu’nu görevlendirmişti... 17-BURSASPOR (0-1) Son 6 maçında sadece 2 kez 3 puanı bir arada görebilen Sakaryasporumuz 7.sinde de rakibine 3 puanı kendi elleriyle armağan etti. Ve bu sonuçla sezonun ilk yarısının son maçında evimizde Bursaspor’a yenilmemizin cezasını Antalya’daki sezon arası kampına puan durumunda 4. sırada girerek ödedik. “Ceza” diyoruz, çünkü ceza kelimesi, sezonu ilk 2 sırada bitirme hedefi olan bir takım için bu şartlarda uygun bir tanım olsa gerek..! Bursaspor’un kalemize gönderdiği 9 şutun sadece 1’inin kaleyi bulması ve bunun da gol olarak değer kazanması bir şanssızlık olarak nitelendirilebilir fakat rakip kaleye 17 şut çeken ve bunların 7’sinde de kaleyi bulan Sakaryasporumuzun, 3 net gol pozisyonunu da cömertçe harcamasını, herhalde sadece “becerisizlik” olarak değerlendirebiliriz! Kaleci Recep’in yediği 1 gol haricinde kurtarmak zorunda kaldığı hiçbir topun kalemizi bulmaması, Volkan’ın ileri uç elemanlarına gönderdiği 8 uzun pasın tamamının yerini bulması, Gökhan’ın 10, Volkan’ın 8, oyuna sonradan giren Onur’un da 7 top çalması, toplamda ise 50’ye 33 top çalma istatistiklerindeki üstünlüğümüz, bu sefer oyundan puan çıkarmamıza yardımcı olamadı ama orta sahada güvendiğimiz oyuncularımız olan Mbayo’nun 7, Fatih’in 6 top çaldırması ve aldıkları topları olumlu biçimde oyuna sokamamaları, golcümüz Murat’ın kaleyi bulan şutunun olmaması, Makasi’nin kaleye 1 şut göndermesine karşılık başka hiçbir olumlu hareketinin bulunmaması 1 puan dahi alamamamıza vesile oldu diyebiliriz. “Vesile” kelimesi normalde olumlu ifadeleri aktarmak için kullanılsa da ellerinden gelen her şeyi(!) yerine getiren futbolcularımız için, bu sonuçlara göre bu şekilde değerlendirme yapmak sanırım doğru olur.
Cumartesi, 28 Ocak 2006 - Okunma sayısı: 955 |