|
Adapazarı
Yazıları /
Fahri TUNA
40 SEZONLUK SAKARYASPOR’UN 1 NOLU
FUTBOLCUSU;
P I Ç I R İ S M
E T ( K A H Y A L I )
Sakayaspor’un 1 nolu futbolcusu
Pıçır İsmet imza atıyor... (Temmuz 1965)
(İsmet
Kahyalı Arşivi)
DOĞDUĞU VE BÜYÜDÜĞÜ SEMT
“1942 yılında Karaağaçdibi İstiklal
Mahallesi Çimen Sokak’ta çiftçi ve emlak alım satımı yapan Ömer Kahyalı ile ev
hanımı Müzeyyen Kahyalı’nın üç çocuğunun en büyüğü olarak doğdum. Benden küçük
Hikmet ve Hediye adlarında iki kız kardeşim daha var.Dedem Selanik
Karafelye’den Adapazarı’na göçmüş. Dedem kısa boylu olduğu için Pıçır
derlermiş. Aile lakabımız olmuş zamanla. İlkokulu Büyükgazi İlkokulu’nda, ortay
Sanat Enstitüsü’nde okudum. Sanat Enstitüsü orta-lise beraber 5 yıldı o zaman.
Futbolla ilgim mahalle arasında ve Sanat Enstitüsünde başladı. İlk olarak gayrı federe Ozanspor’da oynadım.
Takım arkadaşlarım Mehmet Atay, Köfteci İsmail (Köprülüoğlu), sonraları milli
hakemlik yapan Haşim Gökalp filandı. Yıl 1956-57-58.. Yani 15, 16
yaşlarındaydım. “(1)
OYNADIĞI İLK TAKIM
“Beni ilk Ozanspor’da fark ettiler.
Ağabeyimiz Köfteci İsmail Gençlerbirliği yöneticilerine bilgi vermiş, gelip
izlediler. 1958 yılında semtimiz Karaağaçdibi’nin takımı Gençlerbirliği’nin
başkanı Şevket Başak beni aldı,
lisansiyer yaptı. Henüz 16 yaşındaydım. Takımın o zaman kaptanı ve
antrenörü olan Av. Mecdi Okuyan’ın ve oyunculardan kaleci Mekki Başak’ın
transferimde rolü oldu. Gençlerbirliği’nde 1958-60 arası 2 sezon oynadım. Sonra
Ada Şeker’e transfer oldum. 2 sezon oynayıp askere gittim. Askerliğimi Sivas
Karagücü’nde yaptım. Orada bugünkü adıyla Süper Lig’den (1. Lig) GS’dan Uğur
Köken, FB’den Selçuk Ergül, İstanbulspor’dan Salih, İzmir Altınordu’dan Oğuz,
Göztepe’den Abdurrahim’le 24 ay birlikte oynadık. 2 sene hem şampiyon olduk,
hem de antrenman filan derken ben kendimi çok geliştirdim. 1965 Ocakında terhis oldum. Adapazarı Ligleri
devam ettiği için 3 ay daha Şekerspor’da oynamaya devam ettim.”
FENERBAHÇE’DEN TEKLİF ALDI
“Askerden evvel, zannederim 19 yaşındaydım,
Fenerbahçe yöneticileri beni Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası’nda İzmit’te ada
Şeker forması altında izlemişler. Beğenmişler. Maçlardan sonra beni alıp
İstanbul’a götürdüler. 1 hafta süreyle kaldım. Anadolu’dan benim gibi yetenekli
beğendikleri 13 kişi bir takım yapmışlar, Fenerbahçe B takımıyla 90 dakikalık
maç yaptırdılar. Maçtan sonra beni tuttular, takımda kalmamı istediler ama askerliğime
1 yıl vardı. O zaman tecil yok, beni İstanbul’da Yüksek Motor Bölümü’ne talebe
yazdırarak 2-3 yıl uzatmak istediler ama o teklifi de annem kabul etmedi. Babam
ben 9-10 yaşlarındayken rahmetli olduğundan, evin de tek oğluyum, anneme kabul
ettiremeyince Fenerbahçe’nin teklifini reddetmek zorunda kaldım.”
GALATASARAY’IN KAPISINDAN
DÖNÜŞ ÖYKÜSÜ
“Askerde GS’lı Uğur’la birlikte
oynadığımızı anlatmıştım. Askerlik dönüşü Uğur Köken GS Teknik Direktörü Baba
Gündüz’e (Kılıç) benden söz etmiş, Baba Gündüz de beni İzmit’te Kağıtspor’la
Türkiye Amatör Şampiyonası müsabakalarında izlettirmiş. 1965’in nisan ayında
Hacı Baba Hurşit ve oğlu Deve Ziya’dan bana Baba Gündüz “gelsin” diye
haber göndermişti. Bir Kurban Bayramının
birinci günü, Galatasaraylı Solbek Enver ( ki kendisi Ozanlarlıdır) ve Azmi Tavşan, beni alıp İstanbul’a
Galatasaray Kulübü’ne gönderdiler. Çünkü Baba Gündüz bayramda Dolmabahçe’de GS,
BJK, Vefa ve o zamanın Yuguoslav şampiyonu Kızılyıldız’la 4’lü bir turnuvada
ben oynatmak istemiş. Taksim’deki kulüp binasına gittim, Gündüz Kılıç’la
görüştüm, elini öptüm, bana nasihatte bulundu. Ertesi gün kendi arabasıyla beni
aldı Dolmabahçe Stadı’na (bugünkü Beşiktaş İnönü Stadı) götürdü, takımdan ayrı
olarak. Bana GS ruhu ve terbiyesini anlattı ve “seni çok araştırdım, sen de bu
camiaya uygun birisin” dedi. O gün Kızılyıldız’a karşı bana 8 numaralı
Galatasaray forması’nı verdi, “al ve öp, çık topunu oyna, gerisi gelecek, milli
de olursun” dedi. 90 dakika beni sağiç oynattı. Maç 0-0 bitti. Beni beğenmiş, maçtan
sonra soyunma odasında “hadi hayırlı olsun” dedi. Ben Adapazarı’na döndüm. Bu
olaydan bir ay kadar sonra da Sakaryaspor kuruldu. Bu arada başta Hacıbaba
Hurşit, dönemin valisi, şehrin ileri gelenleri araya girerek, Baba Gündüz’le
görüşüp “Sakaryaspor kuruluyor, müsaade
edin, o bize lazım” deyip, onu vaz geçirmişler. Diğer yandan şehir ayaklandı,
“sen Adapazarı çocuğusun, bak Sakaryaspor kuruluyor, bir yere gidemezsin”
filan... Bakkalı, boyacısı, eş dost... Bir yandan annem “İstanbul’a gitme” diye
yalvarıp ağlayıp duruyor. Ve Sakaryaspor’a imza attık.”
SAKARYASPOR KURULUYOR
“Benim bildiğim ve şahit olduğum kuruluş
şöyledir: 1965 senesi mayıs ayısında Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref
Apak, 2’inci Türkiye Ligi’ni kurmaya teşebbüs edince, büyük vilayetlere de
takım kurdurtmak ve baraj oynamadan direkt 2.Lig’e katılmalarını istiyor.
Adapazarı’ndan da 1.Lig’de Ankara Demirspor ve Hacettepe’de 10-12 sene
kalecilik yapan Fikret Aldinç’i iyi tanıdığı için çağırıyor, “öncülük et,
Sakaryaspor’u kurun” ricasında bulunuyor. O sırada Fikret ağbi zaten Ada
Şeker’in kalecisi ve kaptanı. Fikret ağbi, müessese takımı olmayan 5 amatör
kulübe birleşme çağrısı yaptı. Yıldırımspor kabul etmedi. İdmanyurdu,
Güneşspor, Ada Gençlik ve Gençlerbirliği yöneticileri bir araya gelerek, uzun
süren münazara-görüşmelerin ardından Sakaryaspor haziranda resmen kuruldu. O sene (1965’te) Sakaryaspor, Eskişehirspor,
Aydınspor, Orduspor, Bursaspor, Antalyaspor, Mersin İdman Yurdu, Bandırmaspor kuruldu. Hatırladığım Trabzonspor, Kocaelispor,
Denizlispor, Edirnespor ise ertesi yıl
kuruldu.”
“- FİKRET ALDİNÇ ZEYTİNDALI’NDAN YOLA ÇIKARAK
YEŞİL-SİYAH RENKLERİ SEÇTİ “
“O sezon 2. Lig ilk kez kuruluyor ya, takım
kuran bir çok ilde benzer problemler var; can alıcı orun şu: “Takımın rengi ne
olacak?” Mesela Trabzonspor sırf bu renk tartışmasından dolayı bir yıl
kurulamadı. Fikret Aldinç tabii tecrübeli adam, ben de sağ koluyum. Parkta
konuşuyoruz. Çay içiyoruz. Amatörden futbolcular var; ben, Piç Rıfkı, Mikail,
Çarli Erdoğan, Alaattin filan, 7-8 kişi çay içiyoruz. Fikret ağbi diyor ki, “Sakaryaspor’umuzun
renkleri Adapazarı’nın yeşiliyle zeytinin siyahı olsun; zeytin dalı barıştır,
kardeşliktir, hem zeytin siyah, yaprağı da yeşil, birleştirelim” dedi. “Türkiye
Cumhuriyetinde bir tane yeşil-siyahlı futbol takımı yok, ilk futbol takımı biz
olalım” dedi. “Dört kulübün birinin rengini alsak, diğerlerini gücendiririz,
diğerleri muhalefet olur,. seyircimiz bölünür, güç kaybederiz. Hiç birinde
olmayan yeşil-siyahı alırsak en doğruyu buluruz” dedi. Benim bildiğim Fikret
ağbi, bu görüşünü Ethem Boran ve Ali Necdet Güven’e de kabul ettirdi. Bu arada
yeşil-siyah renkleri öne çıkmışken, Avukat Zerrin Batmaz hanımın siyah etek,
yeşil bluzla Atatürk Bulvarı’ndan geçmesi, kararı kesinleştiriyor. Böylece resmen
yeşil siyahlı renkler alındı.”
SAKARYASPOR’UN 1 NOLU
FUTBOLCUSU OLMASI
“Sakaryaspor kurulurken Fikret Aldinç o
zamanki adıyla “antrenör”lüğe getirildi. Deli Fiko lakaplı Fikret Aldinç,
1.Lig’de (bugünkü Süper Lig) uzun yıllar
FB, Ankara Demirspor, Hacettepe’de oynamıştı. 12-13 yıl Süper Lig
tecrübesi vardı. Futbolunun son yıllarında Ada Şeker’deydi. Futbolu da bırakmak
üzereydi. Takımın başına getirildi. Beni de futbolumdan dolayı çok seviyordu.
Galatasaray’a gitmeme şiddetle karşı çıktı, darıldı, bağırdı çağırdı, ben
kalmaya karar verince de çok ama çok sevindi. Bu arada Adapazarı’ndan Ada
Gençlik’ten Halıcı Zeki (Aydıntepe) ve Tatar Suat (Aldinç), Gençlerbirliği’nden
kaleci Faruk (Elbirlik) ve Doğan, İdmanyurdu’ndan Abaza Hüsnü (Taşdemir), Kaleci
Sadettin (Tuzlakoğlu) ve Takoz Metin (Fıçıcıgil), Güneşspor’dan Reşit (Çoker)
ve Ekrem’in alınması kararlaştırıldı. Sakaryaspor’u kuran 4 amatör kulüp
dışındaki Adapazarılılar’dan Ada Şeker’den Fikret ağbi ve ben, Yıldırımspor’dan
Arifiyeli Deve İhsan (Ertem), Adapazarılı olup da İzmit Boruspor’dan Piç Rıfkı
(Manavoğlu) ve Altınordu’dan Kaşcı Mikail (Temizel), Sapancalı olup da İzmit
Kağıtspor’da oynayan Beşir (Belat) ve
Musa (Çetiner). Dışarıdan; 1’inci Lig takımlarından İzmirspor’dan Çarli
Erdoğan (Öztoron), Kasımpaşa’dan Alaattin, Bursa Merinos’tan Fuat’ın transferi
kararlaştırıldı. O sene ara transferde Ankara Güneşspor’dan santrafor Bultan ve
Atlan, BJK’den stoper Mehmet alındılar.
Haziran sonlarında takım kuruldu,
Başkanlığa süper beyefendi bir insan Ethem Boran, ikinci başkanlığa da
avukat-eski belediye başkanı (1955-60) Ali Necdet Güven getirildi. İş imzalara geldi.
Kurucu-antrenör-kaptan-kaleci Fikret Aldinç beni çağırdı, “ilk imza bana değil
sana yakışır, at şu ilk imzayı da arkası gelsin” dedi. Bu arada benim GS yerine
Sakaryaspor’u tercih edişimi de ödüllendirmiş oldu. Çakarların yan tarafındaki
notere gittik, Noter Osman Ümit Erler’in ofisinde ilk imzayı ben attım, böylece
de tarihe geçmiş oldum. Bu onuru da ömür boyu taşımanın mutluluğunu yaşıyorum.
Para konuşmadık. 2 yıl için bana üçer aylık taksitlerle 6.500 lira ücret
ödendi. Vefa bana 50.000 teklif etmişti, GS futbolcularına 100-150.000
ödüyordu, bana da herhalde 75.000 öderdi, ama ben “vatan millet Sakarya aşkına”
Sakaryaspor’umuzu tercih etmiştim.”
KAPTANLIK ANILARI
“Sakaryaspor’un ilk sezonunda kaptan Fikret
Aldinç’ti. 22 takımlı ligde 42 maçın tahminen 35’inde filan oynadı ve kaptan
çıktı. Yedek kaptan bendim. O sezon sonunda Fikret ağbi futbolu bıraktı.
1966-67 sezonun Ethem Boran yönetimi beni kaptanlığa getirdi. İkinci kaptanımız
ise Beşir’di. Ben 1965’den 1974’e kadar 9 sezon yeşil siyahlı Sakaryapor’da
futbol oynadım. 8 sezon kaptandım. Zannederim 1969-71 yılları olacak, 2 sezon
kaleci Hazım ağbi Fenerbahçe’den
Sakaryaspor’a transfer olmuştu. Yıldız oyuncuydu ve son yıllarıydı. Hatta evini
bile ben tutmuştum. Yöneticilere “Hazım ağbiyi kaptan yapalım, son yılları,
daha mutlu olur, onore olur, takıma da olumlu yansır” dedim. Yönetim de uygun
gördü ve ben 2. kaptan oldum. Kısacası 8 sezon takım kaptanlığını yapmanın
onurunu da taşıdım.”
ŞEKER KAMPINDA İSYAN
“Galiba 1967-68 sezonuydu; başkan Kemal
Saraçoğlu, genel kaptan da Faruk Benli’ydi; Faruk ağbi süper delikanlı biriydi.
Başkan işi icabı haftanın iki üç günü Avrupa’daydı zaten. Her kulübün başına
zaman zaman geldiği gibi bizim kulüpte de primler, maaşlar borçlar birikmişti.
Bir Salı günü Türkiye Kupası maçı için Şeker Fabrikası tesislerinde kamptayız.
Çarşamba maç var. Bugün yarın bugün yarın alacaklar birikmiş; başkan para babası
ama yurt dışında. Ben kaptanım. O gün Faruk ağbi “bu akşam 7’ye kadar bir kısım
parayı halledeceğiz” dedi. Akşam oldu, gece yarısı oldu, Faruk ağbi gelmedi. O
zaman cep telefonu da yok daha. Gece 12’de futbolcular tedirgin... Toplandık;
futbolcu kardeşlerim boyunlarını büktüler. Ben mali yönde iyiydim ama çok
oyuncunun bakkala, kasaba, ev sahibine borçluydu. İsyan halindeydiler. Kaptan
olarak “sessizce herkes evine” dedim ve dağıldık. Gece 2’de evimin zili çaldı.
Kapıyı açtım Faruk ağbiyle bir iki idareci daha. “Nerede çocuklar?” dediler.
“Paralar gelmeyince ben herkesi evine gönderdim” dedim. Faruk ağbi, “İsmetçiğim
parayı ancak geç vakit tamamlayabildik de o nedenle geciktik, hemen herkesi
toplayalım“ dedi, saat 2 ile 4 arasında bütün futbolcuları Faruk ağbinin
arabasıyla tekrar evlerinden kampa topladık, direniş de hiç kimse duymadan
bastırılmış oldu. Mali kriz karşısında direniş, biz olumlu etkiledi ve o günkü
kupa maçını 3-1 kazanmayı başardık. Bu sırrı da çok az kişi bilir
Adapazarı’nda. “
UNUTAMADIĞI ANISI/GOLÜ
“Çok var da. Bandırmaspor’la 4’lere girmek
için Balıkesir’de oynuyoruz. 1 puan, 2 puan almamız şart. Kalede Sadettin ağbi
var. Antrenör Fikret ağbi ve yönetici Deve Ziya kulübede. Fikret ağbi beni ilk
devre sağiç oynattı. Bir gol yedik. Devrede içeriye girdik. Fikret ağbi ikinci
devre beni santrafora aldı. Ben daha bir hırslandım tabii. Bandırma kalecisi
eski BJK’li ünlü Özkan’dı. 88’inci dakika 1-0. sağdaki Musa’ya topu attım, Musa
iki çalımdan sonra ortaladı, tam on sekizin üstündeyim, tatlı bir orta, yatarak
sağ vole çaktım, direğin dibinden girdi, gol. 1-1. Biz alt alta üst üsteyiz.
Meğer bizim Antrenör ve Deve Ziya’yi son 20 dakika seyirciyle kavga ettikleri
için dışarı atmışlar. Onlar polis kordonunda koridorda. Yüzleri asık. Allah Allah,
şaşkınız. Meğer onlar golü biz yedik zannediyorlarmış... Deve Ziya ağbi bana
“2-0 mı bitti?” dedi, “Ne 2-0’ı ağbi, 1-1” dedim, çok dolmuş zavallılar,
dünyalar onların oldu. “
JÜBİLESİNE ŞAMPİYON
GALATASARAY GELDİ
“Yaşım 32’ye gelmişti; 9 sezondur Sakaryaspor’daydım,
bunun 8 sezonu da kaptanlıkla geçmişti. Bırakma zamanım gelmişti. 1973-74
sezonu sonunda jübile yapmaya kara verdim. Behçet ağbi (Deryaoğlu) hem kulüp
hem de belediye başkanıydı. Bana çok büyük destek verdi. Jübilemde
Sakaryaspor’la oynamak üzere son üç sezonun ( 1971-74 ) şampiyonu
Galatasaray’ın kulüp başkanına başvurdum. Takım kaptanı-asker arkadaşım Uğur
ağbi (Köken) de aracı oldu. Başkan bey beni menajer Turgan Ece’ye gönderdi.
Araya Kaptan Uğur da girince, beş kuruş almadan jübileme gelmeye karar verildi.
13 Haziran 1974 günü benim jübilem için Sakaryaspor’la şampiyon Galatasaray,
Adapazarı Atatürk Stadyumu’nda karşı karşıya geldiler. Tribünler ana baba
günüydü, müthiş kalabalık vardı, bando mızıka takımı vs çok güzel bir gün oldu.
Ben son kez kaptan olarak sahaya çıktım ve ikinci yarının ortalarına kadar
oynadım. Maç 3-3 bitti. Fenerbahçeli yakın arkadaşım Ender Konca da o gün
bizden oynamıştı. 3-2 GS öndeydi. Benim pasımla Ender ceza alanına girdi ve
golü attı, maç 3-3 oldu. Jübilemden çok para kalmamıştı ama şerefli-onurlu bir
çok güzel tablo, anı kaldı.”
HAKKINDA NE DEDİLER?
Zeki
Aydıntepe (Sakaryapor’un ilk futbolcularından)
“Onunla
hem Genç takımda, hem Sakaryaspor’da, hem Sakarya Genç karmasında birlikte
oynadık. İsmet saçından tırnağına futbol doğmuş, fiziği ve futbol ahlakı son
derece düzgün, Sakarya’nın yetiştirdiği örnek bir sporcu olarak kaldı mazide.
Bu özellikleri dolayısıyla Sakaryaspor’da uzun süre (9 sezon) Sakaryalı
futbolcu olarak oynayan ve kaptanlığa yükselen sporcu özelliğine de sahiptir.
Son derece yetenekli, son derece klas bir futbolcuydu. İstanbul’da doğmaması ve
Sakarya’da kalması onun gelişmesine
yönelik talihsizliktir. Yoksa GS’da Fenerbahçe de rahatlıkla forma giyerdi.”
(2)
Ömer
Yazıcı (Sakaryaspor Kulüp Başkanı):
“Futbolun
beyefendisiydi. O takımın yıldızı ve kaptanıyken ben sahada top
toplayıcısıydım. Kendisini ve futbolunu çok yakından takip ederdim. Bu şehri
sevdiği için Sakaryaspor’un kuruluş aşamasında Galatasaray yerine Sakaryaspor’u
tercih ettiğini hatırlıyorum. Genç kuşak için söyleyeyim, bir tür Oğuz Çetin
ayarında bir futbolcuydu. Onu seyretmek ve tanımaktan büyük mutluluk duyan
biriyim ben.” (3)
Hüsnü
Gürsel (Emekli resim-iş öğretmeni):
“İsmet,
zamanın en mükemmel futbolcularından biriydi. Sakarya için, Sakaryaspor için
çok emek sarf etmiştir. Bu emeğini saygıyla karşılıyorum. Fizik kondisyonu
fevkalade mükemmeldi, iyi çalım atardı, karşısındaki oyuncuyu ekarte edebilecek
her türlü beceriyi gösterebilen bir oyuncuydu. Hiç bencil değildi. Arkadaşlarına
çok da gol attırırdı. “ (4)
Erol
Girişken (Spor Yazarı)
“Bugün
20’li yaşlarda olsa yerli futbolcuların içinde en yüksek parayı kim alıyorsa,
aynı parayı alır. Bu kadar komple bir futbolcu şu ana kadar çok az gördüm.
Libero, orta saha, santrafor... Bu kadar üç değişik mevki de aynı performansı
gösteren Türkiye’de şu anda başka bir futbolcu var mı? Sporcu ahlakı da dört
dörtlük olan bir kişidir. “ (5)
Ekrem
Karaberberoğlu (Futbolcu, teknik direktör)
“Adapazarı’nın
orta sahadaki en iyi organizatörüydü. Gündüz Kılıç ısrarla onu Galatasaray’a
istemişti ama o memleketinden kopamadı. Çok kulübün gücü yetmezdi onu almaya.
İsmet yarı takım demekti; her yönüyle... Futboluyla ahlakıyla, çok beyefendi
bir çocuktu. Biz Fidel Kastro gibi asi liderdik, o ise bütün gücüyle takımı
için çalışırdı. “ (6)
KAYNAKÇA:
1) Kahyalı İsmet, 1942 Adapazarı
doğumlu, Sakaryapor’un ilk futbolcusu, 29.06.2006 tarihinde Adapazarı’nda
yaptığım yüz yüze görüşmeden,
2) Aydıntepe Zeki, Yeni Sakarya
Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, 29.06.2006 tarihinde yaptığımız telefon
görüşmesinden,
3) Yazıcı Ömer, 1955 Adapazarı
doğumlu, Sakaryaspor Kulübü Başkanı ve Adapazarı Büyükşehir Başkan Vekili,
29.06.2006 tarihinde yaptığım yüz yüze görüşmeden,
4) Gürsel Hüsnü, 1925 Adapazarı
doğumlu, Emekli Resim-İş öğretmeni ve fotoğraf sanatçısı, 29.06.2006 tarihinde
yaptığım yüz yüze görüşmeden,
5) Girişken Erol, 1948 Adapazarı
doğumlu, Spor yazarı ve spor yöneticisi, 29.06.2006 tarihinde yaptığımız
telefon görüşmesinden,
6) Karaberberoğlu Ekrem, 1927
Adapazarı doğumlu, kaleci (1943-60) ve teknik direktör (1965-2004). 30.06.2006
tarihinde yaptığımız telefon görüşmesinden,
Fahri Tuna'ya Sakaryamiz.NET'e gönderdiği bu yazı için teşekkür ediyoruz.
Cumartesi, 08 Temmuz 2006 - Okunma sayısı: 3666 |