|
Adapazarı Yazıları / Fahri TUNA
ADAPAZARI MESERRET OTELİ
BİR ZAMANLARIN EN GÖZDE MEKANI
ADAPAZARI EŞRAFINDAN ÜÇ AİLE
Önce şöyle bir soru soralım: “Adapazarı eşrafı
kimlerdir?
Bu sorunun ilk ve en dar cevabı “Adapazarı’nı kuran
12 ailedir” olabilir...
Peki kimlerdir bu 12 aile: Hemen bir kaçını sayayım:
Arapzadeler (Cevat Adapazarılı ailesi), Sipahizadeler (Hamit Sipahi ailesi),
Abası(yanık)zlar (Sait Faik’in ailesi)...
Birkaç cümle ile bu üç aileden bahsetmek isterim:
Cevat bey İpek fabrikasının ve Adapazarı emniyet Bankası’nın sahibi, Hamit bey
Türkiye’de ilk kumaş fabrikalarından birsinin sahibi, önce Adapazarı’nda sonra
Nazilli’de kurmuş fabrikasını, bu tesisler daha sonra Bezmen holding tarafından
satın alınarak üretimine devam etmiş, Mehmet Faik (1916 yılında Adapazarı
Belediye Başkanı, ünlü öykü yazarı Sait Faik’in de babası) ve Ahmet Faik
Abasıyanık (veteriner, 1934-45 yılları arası Adapazarı Belediye Başkanı, şu
anda İzmit caddesindeki AFA Kültür Merkezi onun adını taşımaktadır) kardeşler
sayılabilir.
MESERRET ADAPAZARI’NIN
HİLTON’UYDU
40-50 bin nüfuslu bir kasaba olan o günün Adapazarı
eşrafı, ileri gelenleri 1930’larda, 40’larda, 50’lerde nerede yer içer oturur
eğlenirler? Müzeyyen Senarların, Hamiyet Yüceseslerin zaman zaman sahne
aldığı Çark Gazinosunda, diğeri de Çark deresinin birkaç yüz metre
yukarısında yani bugünkü Adapazarı Adliyesi’nin arkalarında Mavi Tuna
Gazinosunda.
Şehir merkezinde?
İlk akla gelen yer, Ankara caddesinin başlarında
bugünkü İş Bankası’nın yerinde bulunan, Hurşit Konuk’un işlettiği Hacıbaba
Lokantası... Bahar ve yaz akşamlarında ise Karabacağın kahvesinde (bahçesinde)
içilen kahvelerin tadına doyulur mu?
O günün otellerine gelince...
O günlerin Adapazarı kasabasında 8-10 otel
bulunmaktadır; onların içerisinde en popüleri, en prestijlisi, hatırlı
kişilerin kalıp konakladığı otel ise Meserret Oteli’dir.
Bir bakıma Adapazarı’nın Hilton’u, Şharlton’udur.
Adapazarı’nın yüzünü ağartan kuruluş Meserret’tir o zamanlar.
MESERRET, SEVİNÇ, ŞENLİK DEMEK
Bazı kelimeler vardır; zihne yerleşir, siz onların
ne olduğunu anlamazsınız ama, olduğu gibi kabul etmişsinizdir, ne olduğundan
şüphe de etmezsiniz. Bunlara iki örnek vereyim: Hemen her Adapazarılı “Çark
Mesire” veya “Meserret İşhanı” kavramlarını bilir ve kullanır. Ama sorsanız %
95’i de bu kavramların ne anlama geldiğini anlatamaz.
İrdeleyelim isterseniz:
“Mesire: (Arapça’dan isim) Seyir yeri, gezinti yeri,
teferrüçgah (eğlenmek için yapılan gezinti yeri)” (1)
“Meserret: (Arapça’dan isim) Şevinç, şenlik.” (2)
Şöyle de izah etmek mümkün zannederim o günler için:
Adapazarı’na davet edilen veya bir nednele şehre gelip konaklamak durumunda
kalan hatırlı iş adamları veya devlet
erkanı filan Meserret’te ağırlanır, bahar ve yaz akşamlarında ise Çark
Mesire’de eğlendirilir.
İki işlemin temelinde de sürur- sevinç-şenlik
vardır.
MESERRET OTELİ – İŞHANI
KİMİNDİR?
Bir zamanlar şehrin en popüler (bugünkü karşılığı 4
veya 5 yıldızlı) oteli olan Meserret’i kimler inşa etmiş ve işletmişlerdir?
Aynı adlı iş hanında halen bürosu bulunan Adapazarı’mızın
en popüler avukatlarından Demircan Dilek’e aynı soruyu soruyoruz: Anlatıyor;
“Meserret Oteli İbrahim Efendinindi. İbrahim Efendi Boşnak göçmeniydi. Üç tane
kızı vardı İbrahim Efendinin. Soyadları da Soydantürkoğlu’dur. Şükran, Zerrin
ve Nurhan hanımlar. Şükran hanım eski Sakarya savcılarından Rıfat Arslanoğlu
ile evliydi, İstanbul’da ikamet ediyorlardı. Otel 1965-66’da İş hanına
dönüştü.” (3)
“Ayaklı Adapazarı arşivi” Erol Girişken’e soruyoruz
aynı soruyu: “Saray Sinemasının bitişiğinde Zerrin ve Nurhan Soydantürk
kardeşler vardır, onların babalarının oteliydi. 1961-62’de otelin faaliyete
devam ettiğini hatırlıyorum. Zannederim 1965’te iş hanı oldu. İçinde piyano ve
bilardo masası olan şehrin tek oteliydi.“(4)
MESERRET OTELİ
DEĞİŞİME/KAPİTALİZME YENİK DÜŞÜYOR
1946 yerel seçimleri sonrası Adapazarı siyasal
tarihinde bir devrim olacaktır: Henüz tek parti dönemidir ve “Cevat Adapazarılı
kimi işaret ederse” belediye başkanı ve meclis üyesi o kişiler seçilmektedir;
neredeyse “tek partili dönemin tek seçicisi”dir. “Narin Mithat Mağazası”nda
Rumeli kökenli bir grup Adapazarılı sık sık bir araya gelirler; İzzet Şükrü
Enez , Ali Paker, Hasan – Hüseyin Erman kardeşler, Sabri Girişken, Münip
Gedikkaya, Fethi Maner, Bekir - Halit - Kemal Şar, Osman Nuri Aktuna vs. O
seçimlerde “Cevat beyin hegemonyasını” yıkmayı başarırlar ve İzzet beyi
belediye başkanlık koltuğuna oturturlar. (5)
4 yıl sonra da “14 Mayıs 1950 DP Beyaz Devrimi”
gerçekleşecek, Türkiye çok partili döneme geçecek, 27 yıllık “CHP tek parti iktidarı”,
yerini DP’nin “Bayar-Menderes iktidarına” terk edecektir.
Yerelde ve geneldeki siyasi ve sosyal devrimler, bir
süre sonra şehir eşrafı ve sosyal hayatında da bir takım değişikliklere neden
olacaktır. Buna paralel olarak Meserret Oteli de zamana/sosyal
değişimlere/kapitalizme yenik düşecek; 1960’ların ortalarında otel üç katlı bir
“iş hanı”na dönüşecek, 2000’lerde dahi varlığını – sessiz sedasız- iş hanı
olarak sürdürecektir.
SAİT FAİK VE 1935’TE YAYIMLANAN
“MESERRET OTELİ” ÖYKÜSÜ
23 Kasım 1906 tarihinde Adapazarı’nda doğan ve
“modern Türk Öykücülüğünün miladı kabul edilen” ünlü yazarımız Sait Faik
Abasıyanık’ın sağlığında yayımlanmış 147 hikayesi mevcuttur. “Sait Faik’in
Sakarya’sı” (6)
adıyla çok yararlı bir çalışma yapan Yrd. Doç.Dr.
Engin Yılmaz, “bizim tespitlerimize göre de yazarın 147 hikâyesinden 27
hikâyesi Sakarya ( ve çevresi) hikâyesidir (yaklaşık % 19)” demektedir. (7)
Sait Fik’in 1935 yılında Yaşar Nabi Nayır’ın
yönetimindeki Varlık dergisinde yayımlanan, bir ressam hassasiyetiyle adeta
resmettiği “Meserret Oteli” başlıklı
öyküsünü burada tekrar yayımlamak istiyoruz.
1) D. Mehmet Doğan,
Büyük Türkçe Sözlük, 11.baskı, 1996-İst. İz yayıncılık, sh.762,
2) D. Mehmet Doğan,
Büyük Türkçe Sözlük, 11.baskı, 1996-İst. İz yayıncılık, sh.762,
3) Demircan Dilek,1938 Adapazarı doğumlu,Sakarya Barosunun en
entelektüel ve popüler avukatlarından, kendisiyle 19.08.2006 tarihinde
yaptığımız telefon görüşmesinde anlattıklarından,
4) Erol Girişken,
Tüccar, 1948 Adapazarı doğumlu, spor yazarı-yorumcusu, “Ayaklı Adapazarı
Arşivi” olarak tanınıyor, kendisiyle
19.08.2006 tarihinde yaptığımız telefon görüşmesinde anlattıklarından,
5) Erol Girişken’in
müteaddit defalar ve son olarak da 19.08.2006
tarihinde yaptığımız telefon görüşmesinde anlattıklarından,
6) “Sait Faik’in
Sakarya’sı”, Yrd.Doç.Dr. Engin Yılmaz, Değişim Yayınları, İst-2002, 96 sh.
7) A.g.e., sh. 9,
Salı, 29 Ağustos 2006 - Okunma sayısı: 1305 |