|
Sakın bilmeden yazma yerel ve ulusal basın! (Yasin Topbaşlı) |
|
Sakın ama sakın bilmeden yazma yerel ve ulusal basın!
Tüm türkiyenin anadolu derbisi diye nitelendirdiği tribünlerinin ateşli
ve bir o kadarda iyi olduğu düşünülen bursaya düştü yolumuz fikstür
icabı.
Son otobüs ile sakaryadan sakaryasporlular derneği
yetkililerinin içinde bulunduğu otobüs ile yola cıktık en son biz
varalım arkamızda kimseyi bırakmayalım gerekirse biz kalırız sakaryada
diyerek yola koyulduk.
Arama noktasına vardığımızda bursada
emniyet tarafından çok iyi bir şekilde karşılandık hatta bizim iyi
niyetimizden şüphe etmeyen emniyet yetkilileri bizlerin bir kısmını
aramadan maça yetiştirmek için yoğun bir caba sarf ederek direk stada
götürdü biletimizi alıp içeriye girdik.
Daha bilet gişesinde
bursaspor yönetiminin tutumu anlaşılır gibi değil dedik. Nedeni ise iki
giriş kapısı olmasına rağmen sakaryaspor seyircisine ızdırap cektirmek,
yıldırmak ve maça geç sokarak bir an olsun desteğimizi bizden
esirgemeleri olarak algıladık.
İçeride hersey süt liman
takımımızı desteklerken sol bölümdeki açık tribünde yaşları en
büyüğünün 19 en küçüğünün ise 15 olabileceğini tahmin ettiğim
pale'ler(Çocuklar) ankaragücü atkıları Türk bayrakları ile kışkırtma
çabası içerisine girmişlerdi bile.
Edilen küfürlere bir noktaya
kadar alkış ile karşılık verip onları muhatap kabul etmediğimizi
anlamış olacaklar ki farklı bir metod ile nereden bulduklarını
anlamadığımız taşlar üzerimize yağmaya başladı. Sadece taş olsa yine
iyi Davul tokmağı, Levye evet yanlış duymadınız demir levye ve pet
şişe. Taşların büyüklüğünü anlatabilmem için sizlere örnek vermem lazım.
Bir insanın alın denilen bölgesi saçla birleştiği noktadan iki yerden nasıl yarılabilir sizce ?
Ben kendimce ilk gördüğümde şöyle yanıtladım :
Ya bu adam çok şanssız iki taş birden yedi.
Yada taşın ebatı(boyutu) iki kısmı birden yaracak kadar büyük ve düştüğü yerde insanı öldürebilecek biçimde.
Evet
yanılmadım aynı otobüste geldiğim renkdaşımdan başkası değildi bu
arkadaş. Otobüste sorabildim o hengamede soramadığım soruyu nasıl iki
yerden birden yarıldı kafan diye 4 bir yerden 3 bir yerden dikiş yiyip
hastahaneden geldi maçın bitimine doğru verdiği cevap ise bursaspor
taraftarının(onlara taraftar deniyorsa) bizler ile ne derece ilgili
olduklarının ve organize ataklarının bir kanıtıydı adeta. Kaya taş
demeye dilim varmıyor o cisim kayaydı diyor arkadasım iki elini açıp
avuclarının içine sığacak büyüklükte bir kayanın denk geldiğini
söylüyordu. Ne gözlerim inanabildi bu olaya ne kulaklarım duyduğuma.
Her
insanın bir sabır derecesi olacak ki numaralı tribünde şeref tiribünü
diye şerefli(!) insanları oturttukları yerden yükselmeye başladı küfür,
hakaret ve kışkırtma dolu ithamlar. Etraflarındaki polislere aldırmadan
tel örgü arkasından delikanlılıklarını göstermeye kalkışan bu
insanlıktan nasibini almamış yaratıklar küfürler ile kışkırtırken
arkamızdaki açık kale arkasından taş yağmaya devam ediyor bir yandanda
kafamızı kolluyorduk.
Ya ambulans içerisinde yaralıya yardım
etmekle yükümlü olan hasta bakıcı mı dersiniz doktor yardımcısı mı
yoksa pratisyen hekim mi kimliği ne idüğü belirsiz insan müsfettesi ?
Tel örgüler arkasındaki taraftarlarımıza ellerini kollarını göstererek
siz göreceksiniz deme cesaretini gösterip bizleri galeyana itmesi sabır
derecemizi ölçmesi ? Hepsi bir yere kadardı.
Polise atılan
taşları gösteriyoruz ellerine alıyorlar tel örgülerin dışında yere atıp
bizlere cevap bile vermeden(yada verenlerin ne yapalım diyebilenleri
ile sınırlı kalanlar) sırtlarını çevirmeleri bizleri çıldırttı,
delirtti bu kadar olur dedirtti adeta.
En son 10-12 yaşlarındaki
bir kardeşimiz kırılan bir koltuk ile basını kollamaya kalkarken polis
tarafından joplanınca film koptu.
O dakikadan sonra ne polisin
bizi kollamaya, korumaya yönelik bir cabası olduğunu gördük, anladık
nede olmadığını. Acımasızca kalkan jop arkasından tsc ve supporters
diye adlandırılan tribün gruplarının vur vur diye tempo tutuşunun ve
küfürler edilişinin elbet bir tribün kültürü tarihinin tozlu
sayfalarında yer almasına sebep oldu.
Bizler yerel yada ulusal
basında olayın iç yüzü bilinmediği sürece koltuk kıarn, klübünün her
türlü zararının arkasından sivrilen, tribünde terörist(!) tipli
varlıklar insanlar olarak algılanacağımız kesin. Ancak şunu
söyleyebilirim ki orada kim olursa olsun o atmosferi gençlik yıllarında
yada daha önce bir kez dahi yaşamadıysa yazmaya, karalamaya, TATANGALAR
isminin düzlüğe çıkması için uğraş verenlere bunları yapmaya hakkıda,
haddide yok !
Sakın ama sakın bilmeden yazma yerel ve ulusal basın !
Bizler
ne aptal, nede kışkırtmalara gelen 17/18 yaşlarında cahil çocuklarız
nede klubünün zararı ile haz alan tipleriz. Biz sadece takımımıza her
yerde onların yanında olduğumuzu onlara hissettirmeye ve yürekleri ile
bu takıma sahip çıkmaya çalışanlarız.
Saygı ve Sevgilerimle.
Yasin Topbaşlı
Salı, 12 Eylül 2006 - Okunma sayısı: 1545 |