Sakaryamiz.NET - 1930'LARIN ADAPAZARI'NDA EFSANE BİR ÖĞRETMEN
Ekrem Karaberber
ekrem_karaberber
Kenan Sofuoğlu
Sakaryamiz.Net Ekran Koruyucu
Bank Asya - 1.Lig
Haftanın Maçları
 Bank Asya 1.Lig - 1. Hafta
G.Ant.Bld. -
Sakarya
Samsun -
K.Erciyes
Altay -
Kartal
Kasımpaşa -
Adanaspor
Karabük -
Giresun
Malatya -
Karşıyaka
Ç. Rizespor -
Güngören
Boluspor -
Manisa
Diyarbakır -
Orduspor

2008/2009 Puan Durumu
 S  TAKIM O P
1  Adanaspor -
-
2  Altay - -
3
 Boluspor - -
4  Ç. Rizespor - -
5  Diyarbakırspor - -
6  Gaziantep B.Ş. - -
7  Giresunspor - -
8  Güngören Bld. - -
9  K. Karabük - -
10  Karşıyaka - -
11  Kartalspor - -
12  Kasımpaşa - -
13  K. Erciyesspor - -
14  Malatyaspor - -
15  Manisaspor - -
16  Orduspor - -
17  Sakaryaspor - -
20  Samsunspor - -


1930'LARIN ADAPAZARI'NDA EFSANE BİR ÖĞRETMEN

Adapazarı Yazıları / Fahri TUNA



1930’LARIN ADAPAZARI'NDA EFSANE BİR ÖĞRETMEN

MEHMET HİLMİ AYSUNGUR 

 


Eğitimci Mehmet Hilmi Aysungur (1887-1972)
(Orhan Aysungur Arşivi)

 

Öğretmenlik zor meslek; zor olduğu kadar da önemli ve kutsal bir meslek.
Hepimizin hayatında çok ama çok önemli öğretmenler vardır; hemen her biri de “isimsiz kahramanlar”dır bunların.
Onlar bütün enerjilerini “eğittikleri çocuklara” hasretmiş “heykeli dikilesi” öğretmenlerdir.
Sakarya’mızda da bunlardan var elbette. İşte bu “isimsiz kahramanlardan birisini tanıtmak istiyorum sizlere
Adı: Mehmet Hilmi Aysungur. 1887-1972 yıllarında yaşamış örnek bir eğitimci.
32 yıllık “hizmetten sonra” emekli olmuş ve 1972 yılında da ahirete göçmüş. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun...

YUNANİSTAN SOFULU KÖYÜNDE DOĞAR

Mehmet Hilmi Bey, 1303 (1887) yılında Edirne’de Meriç’in karşı kıyısındaki bugün Yunanistan sınırları içerisindeki Sofulu kazası ağalarından Ahmet Cemal Ağa ile Şemse hanımın 5 erkek çocuğunun ikincisi doğar. (1) Edirne Muallim Mektebi’nden (1325-1909) ardından İstanbul’daki Mekatib-i Evkaf  Medresetü’l – Kudat’tan  mezun olur (1328-1912). İlk öğretmenliğe Edirne’de Yıldırım İptidaiyyesi’nde başlar. 6 ay görevden sonra Yunanlılar Edirne’yi işgal edince Kocaeli Vilayeti Sapanca Adliye Karyesine (köyüne) tayin edilir.  Önce 10 Şubat 1328 – 05 Temmuz 1331-1915) tarihleri arasında Adliye’de ve Geyve İlçesi Taraklı nahiyesinde (2 yıl), Sapanca Yanık köyünde (2 yıl) öğretmen olarak görev yaptıktan sonra Merkez Adliye köyüne tayin edilir. (2)

32 YIL ÖĞRETMENLİK

2 sene kadar Adliye köyünde bir yan dan muallimlik (öğretmenlik) diğer yandan köy camiinde imamlık yapar. Çerkez kızı Ayşe hanımla evlenir ve ilk çocuğu Hatice (1916) ve ikinci çocuğu Ahmet Sadi (1919) doğar. Geçinemez boşanırlar. Doğançay nahiyesinden Ağuşbahların (Abaza) kızı Hamide hanımla evlenir. Bu evlilikten Orhan (1927) ve Ülkü (1936) doğar.
Mehmet Hilmi bey 28 yıl Adliye köyünde öğretmenlik yapar. 1941 yılında Akyazı’ya tayin edilir. 2 yıl kadar da orada öğretmenlik yaptıktan sonra; memlekete yüzlerce öğrenci yetiştirmenin hazzı ve mutluluğu içinde  1943 yılında emekli olur. 15 Ocak 1972 yılında Adliye köyünde vefat eder. (3) 


Harf Devrimi sonrasında Büyük Gazi İlkokulu’nda yeni harflerin eğitimini göre Adapazarı öğretmenleri toplu hatıra fotoğrafında - 1928 (Orhan Aysungur Arşivi)

 
İZZET ŞÜKTÜ ENEZ,
CEVDET HOCA YAKIN ARKADAŞLARINDAN

Orhan Aysungur’la babasını konuşmaya devam ediyoruz.
“Arkadaşları çoktu, saymakla bitmez... Belediye Başkanı İzzet Şükrü Enez, Kırtasiye Bin bir çeşit Mehmet Cavit Tanır, o zamanki doktorlardan Kamil Yazıcı, Dişçi Tevfik Dardağan, zamanın meşhur saatçisi Süleyman İşler, vesaire ve saire... Adapazarı’nın meşhur hocalarından Cevdet Efendi, ki babamdan 2 yaş küçüktü, Ağa camii hatibi Şemsi Hoca, yakın dostlarıydılar. Bunlar aralarında fikir tartışması filan yaptıkları zaman “haydi haydi Adliye’ye Hilmi Hoca’ya” derler ve faytonla bize gelirlerdi, annem onlara çay demler sohbet ederlerdi. Adapazarı’nın eskilerinden Arapzade Cevat Adapazarılı babamı çok sever, çok saygı gösterirdi. Erman sineması sahipleri Besim, Hasan, Hüseyin ve Hürrem Erman da babama çok hürmete derlerdi.Behçet Deryaoğlu’nun Babası Lokantacı Eşref Deryaoğlu, Dr. Nuri Bayar’ın babası Yoğurtçu Nazmi Bayar, hep babamın can ciğer yakın arkadaşlarıydı.”

YETİŞTiRDİĞİ ÜNLÜLER;
BAHA-GÜNGÖR HUN, CAHİT TUTUM, ENDER ÇETİNKAYA

“Babamın iyi yere gelen bir çok talebesi var. Çoğu Adliye köyündendir. Ahmet Yıldırım Deniz İşletmeleri Genel Müdürüydü, emekli oldu. Ahmet Evrenosoğlu Danıştay Üyesiydi, emekli oldu, çok oldu rahmetli olalı. Demokrat Parti Sakarya Milletvekillerinden Baha Hun, yine Adalet Partisi Sakarya Milletvekillerinden Güngör Hun, 1980 sonrası Kurucu Meclisi Üyeliği ve milltvekilliği yapan Cahit Tutum, Karasu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden emekli Kamil Gürsel, Avukat Suat Atay, kardeşi Avukat Şevket Atay, Tüccar Sadettin Hun, eğitimci Ahmet Özdemir, Danıştay eski Başkanı Ender Çetinkaya, İller Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığından emekli Burhan Çetinkaya, Göztepe Göz Kliniği Şefi Rüştü Savaş... Kaymakam – Deniz İşletmeleri Genel Müdürü Ahmet Yıldırım, yardımcısı Saim Baloğlu, Arifiye eski Belediye Başkanı Sefer Kubilay... Nasıl sayayım, saymakla bitmez ... Talebelerinden öğretmen çok, subay çok...” (4)

ÖZELLİKLERİ:
TATLI DİLLİ, GÜLER YÜZLÜ, İNTİZAMLI BİRİ

“Babam çok çok çok iyi bir insandı. Doyamadım babama. Ben ve kardeşlerim ağzından çok affedersiniz “eşek” kelimesi bile duymadık. O kadar tatlı dilliydi. Herkes de onu çok sever çok hürmet ederdi. 32 yıllık meslek hayatında bir tek on günlük izin kullandı, o da rahatsızlığından dolayı. Öylesine çok çalışkan biriydi. Yumuşak huyluydu. Çok düzenli, intizamlıydı. Prensip sahibiydi. Güler yüzlüydü; katiyen asık suratlı görmedim.”

ATATÜRKÇÜ VE DİNDARDI

“Adliye Çerkez köyüydü. Kurtuluş Savaşı sırasında bölgemizde Çerkez ayaklanmaları filan olduğu yazar kitaplarda. Çerkezlerin de Atatürk’ü pek sevmediği söylenir. Babam “Beni Adliye’ye bunun için gönderdiler, ben dini bilgilerim ve kişiliğimle zaman içerisinde Cumhuriyetimizi ve Atatürk’ü sevilir hale getirdim” derdi. Sonradan anlatıldığına göre, o günlerde köyden bazıları babamı “yok etmeyi” önermişler ama köyün ileri gelenleri, “Mehmet Hilmi Bey, bizim gibi dindar ve Müslüman biridir. Gerçek bir öğretmendir. Ona dokundurtmayız” diye engellemişler. Çünkü babam bir yandan öğretmenlik yaparken, diğer yandan camide imamlık da yapardı. Kütüphanesinde çok eski ve değerli dini kitapları vardı.”

MEHMET HİLMİ BEY VE ÖĞRENCİLERİNİN
ADAPAZARI BİRİNCİLİĞİ

“Babam rahmetli Adliye Köyünden beş tane 5. sınıf talebesini Adapazarı’na gezmeye getiriyor. Sene 1937 veya 19387... Çark’ı gezdiriyor, Kömürpazarı’ndaki Erman Sineması’na götürüyor. O gün Büyükgazi İlkokulu’nda Adapazarı’ndaki şehir öğrencileri arasında bir imtihan varmış. Mesela 5-6 okul öğrencileri. Hilmi öğretmeni tanıyan bazı öğretmenler küçümseyerek “hayrola hocam, çocukları imtihana mı getirdin” diye dalga geçiyorlar. Fakat kural gereği köy çocukları imtihana sokulmuyor. Babam imtihan komisyonu başkanına çok rica ediyor. Ve istisna olarak kabul ediliyor. Babam da dalga geçen öğretmenlere “size cevap ben değil öğrencilerim verir” der.  Tarih, coğrafya, matematik’ten 5 çocuğa 5’er soru soruluyor, hepsini doğru cevaplıyorlar. Babam imtihan heyetine “çocuklarıma 5’er soru daha sorabilirsiniz” diyor, “gerek yok” diyorlar. Komisyon babamı ve öğrencilerini sınavın birincisi ilan ediyorlar. Bir de ”birincilik” ve “tebrik” yazısı veriyorlar. Uzun yıllar sakladık bu yazıyı.”

DANIŞMA MECLİSİ ÜYESİ VE ESKİ MİLLETVEKİLİ CAHİT TUTUM:
“GÖREV BİLİNCİ ÇOK YÜKSEKTİ“

“Benim hayatımın Mehmet Hilmi Aysungur çok önemli bir basamaktır. Beni ortaokula teşvik eden bir hocam. Bana matematik ve tarih bilincini aşılayan bir hocam. Ve ben onun verdiği bilgilerle köy ilkokulundan kent ortaokulunda çok başarılı bir öğrenci oldum. Fevkalade titiz, görev bilinci çok yüksek başka ender kişi tanıdım. Cumhuriyet ilkelerine çok bağlı bir kişi olarak hatırlayım. Aydınlık fikirleri olan bir kimseydi; hepimize de bunu aşıladı.”(5)

SAKARYA ESKİ MİLLETVEKİLLERİNDEN GÜNGÖR HUN:
“ BAHÇESİNDE BİZLERE KUR’AN ÖĞRETİRDİ“

“Valla Hilmi Hocamız Osmanlı devrinden Cumhuriyete intikal etmiş bir öğretmenimizdir. Binlerce talebe yetiştirmiştir. Nezaketi, kibarlığı, saygınlığı münakaşa götürmeyecek kadar yüksek bir öğretmenimizdi. Yetiştirdiği talebeleri Türkiye’nin  siyasi kadrolarında, bürokrasi kadrolarında büyük ve önemli görevler üstlenen üstlenmişlerdir. Sadece bizim Adliye köyünü değil çevre köylerden gelen öğrencileri o yetiştirmişti. Ben onda okumadım ama bizim köyde (Adliye) bakkal dükkanımız vardı, beni çağırır, bana daha okul öncesindeyken hediyeler verir sevindirirdi, yaz tatillerinde kendi bahçesinde Elifbe’den başlar, Ku’ran dersi verirdi. Kendisini her zaman minnet ve rahmetle anıyorum. (6)

ÖĞRENCİLERİNDEN EĞİTİMCİ SADİ EROL,
“–MÜKEMMEL BİR İNSAN, MÜKEMMEL BİR ÖĞRETMENDİ“

Yetiştirdiği yüzlerce öğrenciler ararında emekli eğitimci Sadi Erol da var. Sadi beye “öğretmeni Mehmet Hilmi Aysungur’u” soruyoruz. Duygulanıyor Sadi Hoca ve anlatmaya başlıyor: “Çok örnek bir insandı, sosyal yönü geniş, halkla irtibatı mükemmel bir insandı. Köyde fakir fukaraya yardım ederdi, herkesin yardımına koşardı. Mükemmel bir insan, mükemmel bir öğretmendi. Bıkmadan yorulmadan öğrencilerini yetiştirmek için çalışan, boş zamanlarında, geri kalan öğrencilerine özel çalışmalarla arkadaşlarının seviyesine çıkarınca çok mutlu olurdu. Eskiden kaynak kitapları bugünkü kadar fazla değildi. Özel notlarından bizlere bilgi aktarırdı. Tabiat bilgisiyle ilgili tabloları kendisi kartonlara çizip boyar onların üzerinden bize bilgi aktarırdı. Bundan 70 yıl önce bizler müsamere hazırılar, çevre köyleri de davete ederek müsamere ve folklor gösterilerini sunardık. Köy halkıyla iç içe olurdu. Hastaları ziyaret eder düğünlerine katılır, büyüklere saygı gösterir, küçükleri sever ve okşardı. Vatandaşların devlet dairelerinde yapamadıkları işleri takip eder, yapılmasını sağlardı. Bugün hocamızın yetiştirdiği öğretmenler, avukatlar, mühendisler, doktorlar, genel müdürler, milletvekilleri, Danıştay başkanı mevcutturlar.” (7)
------


1)     Orhan Aysungur, 1327 Adliye Doğumlu, Ortaokul’da 2 yıl okudu, Emekli terzi ve bakkal, evli,3 çocuk babası, 13.09.2006 tarihinde Adapazarı Eski Halkevi’nde gerçekleştirdiğimiz görüşmede anlattıklarından,
2)     T.C. Maarif Vekaleti Memurlarına Mahsus Sicil Cüzdanı, 21 Teşrinisani 1935’te verilme,
3)    Adliye köyü Muhtarı İlyas Yıldırım’ın verdiği 02 Şubat 1972 tarihli “ölüm ilmühaberi”,
4)    Orhan Aysungur’un 13.09.2006 tarihinde Adapazarı Eski Halkevi’nde gerçekleştirdiğimiz görüşmede anlattıklarından,
5)    Mehmet Hilmi Aysungur’un öğrencilerinden Danışma Meclisi Üyesi (1980-83) ve HP Balıkesir Milletvekili (1983-87) Cahit Tutum’la 18.09.2006 tarihinde gerçekleştirdiğimiz telefon görüşmesinden,
6)    AP Sakarya Milletvekili (1969-73, 1977-80) Güngör Hun’la 16.09.2006 tarihinde gerçekleştirdiğim telefon görüşmesinden,
7)    Emekli eğitimci Sadi Erol’la 16.09.2006 tarihinde gerçekleştirdiğim telefon görüşmesinden,


(Adapazarı -  Beşköprü / 16 Temmuz 2006)

Cumartesi, 23 Eylül 2006 - Okunma sayısı: 4372
 
Sonraki >


© 2005 - 2008 Sakaryamiz.NET
Colors & Graphics designed by enderden