|
Çekirge sıçrayamadı..! (Şansal Büyüka) |
Çekirge sıçrayamadı..!
Şansal Büyüka
Önemli
olan “iyi” giderken “kötü” yü göreceksin. Sen kazandıkça kötü oyunu
görmezden gelip “bundan sonra iyi oyun değil sonuç önemli” dersen, bir
sıçrarsın iki sıçrarsın, üçüncüde de tokadı yer oturursun. Kardeşim
zaten iyi sonuç için iyi oyun önemli değil mi? Kötü oynayıp iyi sonuç
almak nereye kadar. Çekirge misali. Bir sıçrarsın, iki sıçrarsın,
üçüncüde de böyle feleğini şaşırırsın.
Şu Sakarya savunması
ligin en zayıf savunması. En ufak bir baskıda darmadağın oluyor. Öyle
ki rakip buna rağmen gol atamazsa, kendi kalelerine golleri atıp rakip
takıma gene ikramda bulunuyorlar.
Böyle bir savunmaya karşı tek
santrforla niye oynarsın? Nobre’nin yanına koysana Bobo’yu. Neden
koymazsın? Üstelik karşında Alişan gibi, Hüseyin gibi daha
“acemiliğini” bile atlatamamış gençler varken. İkinci yarıda Bobo oyuna
girdi ama bu kez de sol açıkta oynayınca ceza alanı içindeki etkisi
sıfıra indi.
Beşiktaş’ın neresinden bakarsanız bakın elle
tutulacak yanı yoktu. Ricardinho, vaziyeti idare etmeye devam ediyor.
Kleberson asla bir Koray değil. Serdar’daki müthiş düşüş sürüyor. Burak
girdiği pozisyonlarda topu dağlara taşlara vurdu. Yürüyerek oynayan
Cangele bile Baki ile Ricardinho’nun arasından elini-kolunu sallayarak
geçip golünü attı.
Sakaryaspor ligin en az gol atan takımı.
Beşiktaş en az gol yiyeni. Üstelik Sakarya tam 60 dakika boyunca bir
eksikle oynadı. İnsaf, sen bu şartlarda Sakaryaspor’u yenemiyorsan
şampiyonluktan nasıl söz edebilirsin, umutlarını nasıl tazeleyebilirsin.
Eğer
“şampiyonluk yarışının gerilimi var, bunu taşımakta zorlanıyoruz”
diyorsanız, bu da bahane değil. Bu takım şampiyonluk için kurulduğuna
göre bu gerilimi taşıması gerekmez mi?
Sakarya on kişi kaldı
derken, kırmızı kart gören Evren’i de anlamak mümkün değil. Hadi ilk
sarıyı gördün. İkinci sarıda top kalenden 70 metre uzakta. Niçin
yaparsın o hareketi. Amacın ne, maksatın ne?
Hakem Bülent
Yıldırım, bu kırmızı kartta bana göre haklıydı. Ancak ligin ilk
yarısındaki Fenerbahçe-Sakaryaspor maçında kaleci Martinez’in Semih’e
tekmesini görmediği için haftalar süren bir ceza almıştı. Sanki dün
akşam o cezanın faturasını Sakarya- spor’a keser gibiydi. Sanki o maçın
acısını Sakaryaspor’dan çıkartır gibiydi.
Maçın kırılma noktası
hiç kuşkusuz, oyun 1-0 devam ederken kaleci Martinez, ayağı kayıp yere
düşmesine rağmen, düştüğü yerden fırlayıp, inanılmaz bir refleksle,
Nobre’nin iki metreden köşeye attığı şutu çıkarmasıydı. Bu Martinez,
yediği golde hatalı olsa bile sahanın iyilerinden biriydi.
Benim
anlamadığım bir eksikle oynayan lig sonuncusu Sakaryaspor, nasıl oluyor
da özellikle ikinci yarıda Delgado’lu, Ricardinho’lu, Kleberson’lu orta
sahaya karşı müthiş bir üstünlük kuruyor.
Sakaryaspor’a
gerçekten yazık. Küme düşüyorlar. Allah’ı var Belediye Başkanı Aziz
Duran da çok para harcadı. Buna rağmen düşüyorlar. Keşke kulübü AKP’nin
siyasi kadrolarına, hemşehrilerine, yandaşlarına teslim etmek yerine
Sakarya’nın yetiştirdiği birbirinden seçkin fubol adamlarına teslim
edebilseydi. Keşke bunu yapabilseydi.
Son sözüm Tigana’ya: Bir
eksikle oynayan lig sonuncusu Sakaryaspor beraberliği için “cumartesi
değil, pazar oynasaydık” gibi bir bahaneye sığınmasını Avrupalı bir
futbol adamına hiç yakıştıramadım. Avrupa’da çarşamba-cumartesi maçlar
oynandığını herkesten iyi Tigana bilir. Bahanelere sığınmasın,
gerçekleri görsün.
Pazar, 15 Nisan 2007 - Okunma sayısı: 332 |